66

Yozgat

İç Anadolu Bölgesi

📍 Sürmeliler Diyarı

Testi Kebabı, Arap Aşı Çorbaşı, İncir Uyutma Tatlısı, Haside tatlısı, kesme taş ve mermerden yapılmış el yapımı ürünler, el yapımı halı ve kilim alınabilir.

📍 Yozgat Merkez

Yozgat Saat Kulesi 1908 (1908 yılında Yozgatlı Şakir Usta tarafından yapıldı. Yedi katlı ve tek balkonlu bir yapı. Sarı köfeden kesme taşlarla inşa edilmiş. Her cephesinde birer saat var. Saatlerin üzerinde Fransız imalatçıların isimleri yazıyor. Her saat başında çalan çanlar, şehrin her tarafından duyuluyor. Çanın ağırlığı 250 kilogram olduğu da söyleniyor. Yozgat Saat Kulesi, Osmanlı mimarisinin izlerini taşıyor. Kemerli pencereleri, ince işçiliği ve süslemeleriyle dikkat çekiyor. Kulenin giriş katı, eskiden muvakkithane olarak kullanılıyordu. Muvakkithane, namaz vakitlerini belirleyen bir yer. Kulenin kendisi de yangın gözetleme kulesi olarak da kullanıldığı bilinmektedir), Atatürk Anıtı, Şeyh Necdi Mescidi ( Yapının kitabesi olmadığı için ne zaman ve kim tarafından yapıldığı kesin olarak bilinmese de 1908 yılında düzenlenen bir vakıf belgesine göre, caminin banisi Konyalı Şeyh El Hac Salih Sabri Dede Efendi bin Hasan olduğu öğrenilebiliyor. Cami, eski bir Mevlevi dergahı olarak da kullanıldı. Son şeyhi olan Şeyh Necdi'nin ismiyle anıldığı için de bu ad verildi. Cami, uzun bir süre halk kütüphanesi olarak da hizmet verdi ve daha sonra ibadethane olarak kullanılmaya başlandı. Şeyh Necdi Mescidi, enine dikdörtgen planlı, düz tavanlı ve kırma çatılı bir yapılı olması ile dikkat çekiyor. Bu özelliği ile klasik kubbeli cami mimarisinden ayrılıyor. Güneyde silindirik gövdeli bir mihrap ve yeni ahşaptan yapılmış bir minber bulunuyor. Eskiden Mevlevihane olarak kullanıldığı söylenen yapıda, kapatılmış bir sundurma da bulunmaktadır), Yozgat Lisesi (Yozgat Lisesi, Osmanlı İmparatorluğu'nun eğitim modernizasyonu sonucunda inşa edilen tarihi bir bina. 1895 yılında îdâdi olarak başlanan yapımı, maddi imkânsızlıklar nedeniyle II. Abdülhamid döneminde tamamlanabildi. Kesme sarı taş kullanılarak iki katlı olarak yapılan binanın, güney cephesinde cumbalı bir giriş kapısı bulunuyor. Kapının üzerinde altı satırlık bir kitabe bulunur, ancak silindiği için okunabilecek durumda değil. Binanın çatısı ise kiremit ile örtülü. Binanın pencereleri yuvarlak kemerli ve taş çerçeveli. Demir şebekeli pencereler, binaya hem estetik hem de güvenlik sağlıyor. Binanın kuzey cephesinde üç adet çıkma bulunuyor. Bunlardan ortadaki yarım ay şeklinde olacak şekilde inşa edildiği görülebiliyor. Çıkmalarda da yuvarlak kemerli pencereler bulunuyor. Binanın batı ve doğu cephelerinde de çıkma ve giriş kapıları yer alıyor. Binanın bodrum katı da kullanılıyor. Yozgat Lisesi, 1924 yılında Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile ortaokul, 1933 yılında ise lise olarak hizmet vermeye başlandı. Binanın mimari ve üslup özellikleri, Osmanlı döneminde eğitim kurumları için tasarlanan binaların tipik örnekleri arasında yer alıyor. Binanın zaman içinde yaşadığı değişim ve tadilatlar, tarihi süreci yansıtmaktadır), Nizamoğlu Konağı (1871 yılında yapılan bu konak, iki katlı, kırma çatılı ve bahçeli bir yer olarak biliniyor. Bir tarafı sokağa bakan ve Osmanlı mimarisinin özelliklerini taşıyan konakta birçok oda, sofa, eyvan, mutfak, kiler ve yüklük bulunuyor. Odaların bazıları ahşap işçiliği ve duvar resimleriyle süslendiği görülebiliyor. Nizamoğlu Konağı, uzun yıllar konut olarak kullanıldı. Daha sonra Kız Sanat Okulu ve Tekel Deposu olarak hizmet vermiştir. 1979 yılında kamulaştırılan konak, 1985 yılında müze olarak açıldı. Müzede hem etnografik hem de arkeolojik eserler bulunuyor. Etnografik eserler, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ait giyim, mutfak, tekke, sancak gibi eşyalardan oluşuyor. Arkeolojik eserler ise Yozgat'ın çeşitli yerlerinden getirilen taş, bronz, seramik ve porselenler malzemelerdir) Şehitler Cami, Çapanoğlu Cami 1779 (Osmanlı döneminde Bozok Sancağı Valisi Çapanoğlu Mustafa Bey tarafından 1779 yılında yaptırılan cami, Avrupa etkisindeki Türk barok mimarisinin Anadolu'daki nadir örneklerindendir. Cami, iki bölümden oluşuyor. Bu bölümler iç cami ve dış cami şeklinde isimlendiriliyor. İç cami, kesme taştan yapılmış ve büyük bir kubbeyle örtülü. Dış cami ise iç caminin kuzeyine eklenmiş ve daha renkli ve süslü bir görünüme sahipter. Caminin dört tarafı avlu duvarıyla çevrili ve avlunun doğu cephesinde Çapanoğlu Ailesi'nin türbesi ve türbede 18 sanduka bulunmaktadır. Çapanoğlu Camisinin içindeki kalem işi süslemeleri hayranlık uyandırmaktadır. Mihrap, minber, kubbe ve duarlarda akantus yaprakları, C ve S kıvrımları, deniz kabuğu motifleri, kıvrık dallar, yapraklar, çiçekler ve meyvelerle bezeli bir sanat eseri gibi durmaktadır. Caminin 54 penceresi, iç mekanı aydınlatmakta ve ferah bir hava vermektedir. Caminin etrafındaki çarşıda ise Yozgat'ın yöresel lezzetlerini tadılabilir, el sanatları görülebilir), Çapanoğlu Türbesi (Çapanoğulları Aile Türbesi, 18. yüzyılda Bozok sancağında etkili olan Çapanoğulları ailesinin kurucusu olan Çapanoğlu Ahmed Paşa'nın mezarını barındırıyor. Ayrıca ailenin diğer üyelerinin de mezarları burada bulunuyor. Türbe, Yozgat şehir merkezinde, Çapanoğlu Camii'nin yanında yer alıyor. Türbe, klasik Osmanlı mimarisinin özelliklerini taşır. Kare planlı ve tek kubbeli bir yapı olarak biliniyor. Dış cephesi kesme taştan, kubbesi ise tuğladan yapıldığı görülebiliyor. Türbenin girişi, kuzey cephesinde, üzerinde kitabesi bulunan bir kapı ile sağlanıyor. Kapının yanlarında ikişer pencere bulunuyor. Diğer cephelerde de pencereler yer alıyor. Pencereler, kemerli ve dikdörtgen şeklinde ve türbenin içi, duvarlarda ve kubbede yer alan kalem işi süslemelerle bezeli. Türbenin içinde, Çapanoğlu Ahmed Paşa'nın mermerden yapılmış sandukası ve diğer aile üyelerinin ahşap sandukaları bulunuyor. Sandukaların üzerinde, aile üyelerinin hayatları ve ölüm tarihleri hakkında bilgiler veren kitabeler yer almaktadır), Hamidiye Saatli Çeşmesi (Çeşme, adındanda anlaşılacağı gibi, hem bir çeşme hem de bir saat kulesi olup aynı zamanda II. Abdülhamit'in tahta çıkışının 25. Yılında, 1900 yılında yaptırılmıştır. Beyaz kesme taştan yapılmış olan çeşmenin üzerinde, dönemin en güzel süslemeleri yer almaktadır. Saatin üstünde, güneş sembolleri, saatin altında, Osmanlı arması, çapraz kılıçlar, flamalar, terazi ve ay yıldızlar görülmektedir. Çeşmenin altında ise beş adet musluk ve lüle bulunmaktadır. Buradan akan su hem serinletmekte hem de susuzluğu gidermekte olup Yozgatın simgelerinden bir yapıdır), Çapanoğlu Cami 1779 (iki ayrı tarihte inşa edilen caminin ilk inşa edilen bölümüne "içeri cami", sonrasında inşa edilen bölümüne ise "dışarı cami" denilmektedir. İçeri cami denilen ve binanın güney parçasını teşkil eden bölüm, harimin orta kapısının üzerindeki iç kitabeye göre Bozok Sancağı Valisi Çapanoğlu Mustafa Bey tarafından 1779 yılında yaptırılmıştır. Bu bölüme kuzeyden eklenmiş olan ve dışarı cami diye anılan mekân ise günümüzdeki giriş revakına açılan kapı üzerindeki kitabeden anlaşıldığı üzere Mustafa Bey'in kardeşi Süleyman Bey tarafından 1793-1794 yıllarında inşa ettirilmiştir. Caminin dört tarafı avlu duvarıyla çevrilidir. Avlunun doğu ve batı tarafında bulunan kemerli abidevi kapılara, 1964 yılında, kuzey tarafından üçüncü bir kapı eklenmiştir. Camide yoğun olarak kalem işi süslemeler görülmektedir. İçeri cami ve dışarı caminin harim duvarları, üst duvarları, kemer kavsi ve karınlarında mermer taklidi boyamalar yer almaktadır. Dışarı caminin ana kubbe içinde ve pandantiflerinde kıvrık dallar, yapraklar, çiçek ve meyve tasvirleriyle yapılan süslemeler dikkat çekicidir. Dış camiden asıl harime girişteki yapının ilk taç kapısını, zengin ve görkemli bir kompozisyon oluşturmuştur. Akantus yaprakları, "C" ve "S" kıvrımları, deniz kabuğu motifleri mihrap çevresini taçlandırmaktadır. Minber ise renkli damarlı mermerlerden, barok motiflerinin de yer aldığı çeşitli şekillerle bir mücevher gibi süslenmiştir. İç süslemesi ve mimari aksamı ile Batı sanatı etkisini taşıyan bu yapı, Türk barok tarzının Anadolu'daki en önemli örneklerinden biridir. Türbe: İç ve dış caminin birleştiği kuzeydoğu köşesinde, beden duvarlarından dışarı doğru taşmış, küçük kubbeli, beyaz kesme taşından yapılmış bir yapıdır. Türbeye dış cami içine açılan yuvarlak kemerli bir kapıdan girilmektedir. Yapı içinde çeşitli büyüklüklerde 18 sanduka bulunmaktadır. Bu sandukalar, Çapanoğlu ailesi ve Yozgat eşrafına aittir), Tarihi Çapanoğlu Hamamı 1793 (Çarşı Hamamı olarak da bilinmektedir. Osmanlı döneminin izlerini taşıyan tarihi bri yapı olan bu hamam, 18. Yyda Çapanoğlu ailesi tarafından yaptırılmıştır. Erkekler ve kadınlar için ayrı bölümleri olan hamam "L" şeklinde bir plana sahip. Hamamın duvarları moloz taştan, kuleleri ise tuğladan yapılmıştır. Hamamın mimarisi, haçvari dört eyvanlı ve köşe hücreli plan tipine girmektedir. Çapanoğlu Çifte Hamamı, günümüzde faaliyet gösteren hamamlar arasında yer almaktadır), Büyük Cami, Kayyumzade Konağı, Fatih Cami (Rum Ortadoks Kilisesi) (Bu cami, aslında 19. yüzyılda Rumlar tarafından kilise olarak inşa edildi. Ancak 1996 yılında camiye dönüştürülen yapının mimarisi, Rum sanatının özelliklerini taşıyor. Caminin içi, üç nefli ve beşik tonozlu. Caminin doğusunda, yuvarlak bir apsis var. Apsisin yanlarında, küçük odalar bulunuyor. Caminin batısında, U şeklinde bir mahfil var. Mahfilin altında, üç bölümlü bir narteks var. Narteksin önü, camekanla kapatılmış. Narteksin kuzeybatısında, çan kulesi var. Caminin güney cephede, mermerden bir mihrap nişi var. Caminin içi ve dışı, sade ve zarif. Caminin duvarlarında, kemerli pencereler var. Caminin kubbesi, kırma çatıyla örtülü. Fatih Camii, Yozgat'ın tarihine tanıklık eden bir yapı. Bu cami, hem Ermeni hem de Türk kültürünün izlerini taşıyor. Bu cami, hem ibadet hem de eğitim yeri. Caminin yanında, bir de medrese var. Medrese, 19. yüzyıldan beri faaliyet gösteren bir kurumdur), Başçavuşoğlu Cami 1801 (Başçavuş Camii, 1800-1801 yıllarında Çapanoğlu Süleyman Bey'in Başçavuşu Halil Ağa tarafından yaptırıldı. Cami, kareye yakın dikdörtgen planlı, taş ve tuğla karışımı bir yapı ve üzeri kırma çatı ile örtülü olacak şekilde inşa edildi. Caminin kuzeybatısında, yuvarlak gövdeli bir minaresi var. Caminin avlusunda, Halil Ağa'nın sarı taştan yapılmış mezarı ve bir çeşme bulunuyor. Camiye girdiğinde, seni ahşap işçiliği ve kalem işi süslemeleri karşılar. Harim, düz tavanlı ve iki sıralı pencerelerle aydınlatılır. Mihrap, yarım yuvarlak nişli ve alınlığı vitray pencere ile süslü. Minber, ahşap ve zarif bir şekilde işlendiği görülebiliyor. Caminin mahfili, son cemaat yerinin üzerine doğru uzanıyor. Mahfilin yanları, güneye doğru uzanan bir galeri oluşturuyor. Galeri, ince sütunlarla destekleniyor ve bağdadi kemerlerle birleştiriliyor. Galeride, saray, çadır, çeşme ve mezar resimleri görülüyor. Tavan, kare çerçeve içinde ve ortada geniş bir daire şeklinde süslü olacak şekilde tasarlandığı da görülebiliyor. Başçavuş Camii, geç devir ahşap camilerinden güzel bir örnek olması ile öne çıkmaktadır), Karslıoğlu Konağı (Bu konak, 1883 yılında inşa edildi ve 1929-36 yılları arasında Yozgat Belediye Başkanlığı yapan Yusuf Karslıoğlu tarafından satın alındı. O zamandan beri Karslıoğlu Konağı olarak anılmaktadır. Konak, Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biri. İnce ahşap işçiliği, tavan dekorasyonu ve süslemeleriyle göz kamaştırıyor. Konakta sekizgen bir sofa ve her köşesinde bir oda var. Güney Batı köşesindeki oda, önemli konuklar için ayrılmıştır. Konakta kalan en önemli konuk ise Mustafa Kemal Atatürk'tür. Atatürk, 1934 yılında Yozgat'a ilk geldiğinde bu konakta kaldı. Konak, Atatürk'ün kaldığı odayı da koruyarak anıt niteliği taşımıştır. Yapı, daha sonra Vali Konağı ve Arkeoloji Müzesi olarak da kullanıldı. Günümüzde ise İl Özel idaresine tahsis edildi ve müze olarak kent kimliğini yansıtmaktadır), Divanlıoğlu Konağı (Muteber Divanlıoğlu Konağı. İki katlı olarak inşa edilmiş olan bu konak, taş ve ahşap malzemelerle yapılmış. Bahçe içinde bir müştemilat ve gölgelik de bulunuyor. Bu konakta, zemin katta girişin sağında ve solunda bahçeye bakan iki oda, sol kısımda da bir mutfak var. Zemin kattan birinci kata ahşap bir merdivenle çıkılıyor. Birinci katta ise solda ve sağda birer oda ve bu odaların arasında cumba ile birleştirilmiş, tavanı ahşap süslemeli bir sofa var. Odalarda ahşap kapaklı yüklükler ve şerbetlikler de mevcuttur), Yurdagül Dülger Konağı, Salim Korkmaz Konağı (Aşağınohutlu Mahallesinde bulunan Salim Korkmaz Konağı, inşa edilmiş bir Osmanlı sivil mimarisi örneği olarak görülüyor. Binanın kuzey cephesi hizasında görülen taş konsollardan içeri mevcut bahçe girişinin içe kaydırıldığı anlaşılıyor. Taşlık özgün taş döşemesi ile dikkat çekiyor. Konak zemin ve birinci kat olmak üzere iki katlı inşa edildiği görülebiliyor. Zemin kat kesme taştan, üst kat ise ahşap çatkı sistemiyle yapıldı. Yapı duvarları ise kireç sıvalı Üst örtüsü ahşap kırma çatı olup marsilya kiremitle kaplı. Yapının güney ve doğusunda birer adet giriş bulunuyor. Güney cephesinin orta kısmı içe çekilerek cephede hareket sağlanıyor. Salim Korkmaz Konağı, uzun yıllar konut olarak kullanılmış ve daha sonraki yıllarda müzeye dönüştürülmüştür), Cevizli Konak, Hacı Ozan Evi (Bu ev, Nohutlu Mahallesinde, geniş bir bahçe içinde yer alıyor. Bodrum, zemin ve bir kattan oluşan bu yapı, halen varisleri tarafından konut olarak kullanılıyor. Geç Osmanlı döneminin nadide örneklerinden biri olan bu ev, 1899-1900 yıllarında yaptırıldığı biliniyor. Hacı Ozan Evi'ne girdiğinde, seni ahşap çerçeveli yuvarlak kemerli pencereler, balkon demir korkulukları, kireç sıvalı duvarlar, tezyinatlı pencere alt ve üstleri, yuvarlak kemerli kapılar, alaturka kiremitli çatı, ahşap oda tavanları, ahşap dolaplar ve şerbetlikler karşılıyor. Evin her köşesi, Osmanlı mimarisinin zarafetini ve inceliğini yansıtıyor. Evin batı tarafındaki bahçe kapısı üzerindeki kitabe, evin yapım tarihini gösteriyor. Evin içindeki odalarda, o dönemin yaşamına dair izler bulabilirsin. Evin bahçesinde ise, çeşitli meyve ağaçları, çiçekler ve sebzeler yetişiyor. Bahçede oturup, evin tarihi atmosferini soluyabilirsin. Hacı Ozan Evi, Yozgat'ın geleneksel yaşam tarzını, zenginliğini ve güzelliğini gözler önüne seren bir müze ev niteliğindedir), Musa Ağa Cami 1800 (Cami, 1800 yılında Çapanoğlu Süleyman Bey'in harem kethüdası Musa Ağa tarafından yaptırıldı. Caminin adı da bu nedenle Musa Ağa Camii olarak anılıyor. Caminin doğu, kuzey ve batısında mezarlığı var. Musa Ağa'nın mezarı da caminin doğusunda yer alıyor. Cami, dikdörtgen planlı ve düz tavanlı olacak şekilde inşa edildi. Güneyde, eksende silindirik bir mihrap ve yanında ahşap bir minber bulunuyor. Minberin korkulukları kafes oyma tekniği ile süslenmiş. Mihrabın sağ ve solunda iki bakır şamdan duruyor. Güneydoğuda ise vaiz kürsüsü konumlanıyor. Kürsünün korkulukları da kafes oyma tekniği ile yapıldığı görülebiliyor. Caminin son cemaat yeri, kuzeyde yer alıyor. Son cemaat yerinin kuzeydoğusunda, kare kaideli ve çokgen gövdeli bir minare yükseliyor. Minarenin şerefesi, kubbe ve kandillerle süslü. Caminin süslemeleri, geometrik motifler ve sülüs yazılarla yapıldı. Caminin iç ve dış duvarlarında başka bir süsleme yoktur. Caminin tam karşısında ise bir çeşme kalıntısı görülüyor. Musa Ağa Camii, Yozgat'ın kültürel mirasının önemli bir parçası. Cami, hem ibadet hem de ziyaret için açıktır), Hayri İnal Konağı (Bu konak, 1979 yılında korunması gerekli eserler kapsamına alındı ve 2007 yılında restore edilerek belediye konuk evi olarak hizmet vermeye başlamıştır. Burada konaklayarak, hem Yozgat'ın yöresel lezzetlerini tamma hem de konakta bulunan eşyaları, süslemeleri ve motifleri inceleme fırsatı bulunulabilir. Konak, bodrum kat hariç iki katlı yapı olarak bilinmektedir. Bodrum kat taş, alt ve üst kat ahşap çerçeveler arası helik taş dolgu olarak inşa edildi. Birinci ve ikinci kat yükseklikleri ve duvar köşeleri ahşap silmeli olacak şekilde inşa edildi. Güney cephesi boydan boya çıkmalı olup, ikinci kat ahşap balkonlu, balkon demir şebekeli ve korkulukludur. Balkon ağaç konsollar üzerine bindirilmiştir. Birinci kat pencereleri ahşap çerçeveli, dikdörtgen şekilli ve demir şebekelidir. İkinci kat balkon pencereleri birinci kat balkon pencerelerinin aynısıdır. Doğu cephesi boydan boya çıkmalıdır. Çatıda çıkmalar üzerinde çatı sundurmaları mevcuttur çatı alaturka kiremit döşemelidir. Kuzey cephei ikinci katta iki cumbalı olup, cumbalar ahşap konsollar üzerine bindirilmiştir. Cümle kapısı taş çerçeveli, yuvarlak kemerli olup kapı kanadı ahşap. Bu kapı üzerinde rozet motifleri yer almaktadır. Cümle kapısı abidevi bir durum arz ediyor. Kapı üzerinde alaturka kiremit örtülü. Batı tarafında taş çerçeveli düz kemerli ahşap kanatlı bir giriş kısmı var. Ayrıca ahşap konsollar üzerine oturtulmuş cumba mevcut, duvar yüzeyleri tatlı kireç sıvalıdır), Cevahiri Ali Efendi Cami (Cevahir Ali Efendi Camii, 18. yüzyılda Osmanlı ahşap mimarisinin Anadolu'daki nadir örneklerinden biri olarak inşa edildi. Caminin yapımında Çapanoğlu Süleyman Bey'in vekilharcı Hacı Ahmet Ağa'nın rolü oldukça büyük. Caminin adı da onun adına yaptıran Cevahir (Cevheri) Ali Efendiden geliyor. Camii, Aşağıçatak Mahallesinde, eski Yozgat-Sungurlu yolu üzerinde, yoldan biraz aşağıda yer alır. Camiiye girişte, batı ve doğu yönlerinde yuvarlak kemerli ufak kapılar bulunuyor. Bu kapılardan avluya inerken, sarı kesme taştan yapılmış duvarlarla çevrili bir alanla karşılaşılabilir. Avlunun kuzeyinde, kare kaide üzerine oturan, armudi topuklu, çokgen gövdeli, beyaz taştan yapılmış bir minare göze çarpar. Minarenin kuzey dibinde, Cevheri Ali Efendi'nin kendisi için yaptırdığı ama kardeşi Hacı Osman Ağa'nın gömüldüğü bir mezar da bulunur. Avludan caminin içine geçtiğimizde, dikdörtgen planlı, düz tavanlı bir harim bizi karşılar. Harim, her duvarda ikişer tane, dıştan içe doğru genişleyen dikdörtgen pencerelerle aydınlatılır. Güney duvarının ekseninde, yuvarlak silindirik gövdeli bir mihrap vardır. Mihrabın batısında, ahşap bir minber bulunur. Harimin kuzeyindeki mahfil, son cemaat yerinin üzerine doğru uzanarak, dıştan çift katlı bir görünüm kazandırır. Mahfil, ince uzun yedi sütunçe üzerine oturan bir galeri şeklindedir. Mahfilin orta kısmı, balkon gibi güneye doğru çıkıntı yapar. Mahfile, harimin kuzeybatı köşesindeki merdivenlerle çıkılmaktadır), Kayyumzade Konağı (Burası Osmanlıların son dönemlerinde burada yaşayan Ermeni bir aile tarafından inşa edildi. Daha sonraki yıllarda farklı sahipleri olan konakta ünlü gazeteci Taha Akyol'un da çocukluğunu geçirdiği biliniyor. Konakta günümüzde el sanatları ve müzikal alanda eğitim veriliyor. Kayyumzade Konağı, Yozgat'ın merkezinde, Cumhuriyet Meydanına yakın bir konumda bulunmaktadır), Kayyumzade Cami 1804 ( Bu cami, 1804 yılında Cevheri Ali Efendi tarafından yaptırılmış. Caminin harime giriş kapısı üzerinde bir kitabesi var. Kitabede caminin yapım tarihini ve yaptıran kişiyi gösteren yazılar yazılı. Caminin adı da Kayyımzade ailesinden gelen medrese hocalarına ithafen verildi. Kayyımzade Camii, boyuna dikdörtgen planlı ve düz tavanlı bir harime sahip. Harimin güneyinde yarım silindirik mihrap, yanında ahşap minber ve vaiz kürsüsü yer alıyor. Harimin kuzeyinde ise son cemaat yeri ve minare bulunuyor. Minare, kare kaideli ve çokgen gövdeli. Minareye son cemaat yerinin kuzeybatı köşesindeki kapıdan çıkılıyor. Caminin içinde alçıdan vitray pencereler, mihrap ve pencere alınlıklarındaki kalem işi süslemeler, ahşap bir pano üzerine yazılmış isimler ve barok kartuşlar dikkat çekiyor. Caminin renkleri de pastel tonlarda ve sıcaktır), Tuzkaya Mahallesi Konağı, Eskipazar Konağı, Fatih Mahallesi Konağı, Bozkurt Konağı, Şeyh Hacı Ahmet Efendi Cami 1859 (1859 yılında Şeyh Hacı Ahmet Efendi tarafından yaptırıldı ve kitabesi de kendisi tarafından yazıldı. Cami, Taşköprü Mahallesi, Şeyhzade Caddesi üzerinde bulunuyor. Camiye girdiğinizde ilk dikkat çeken nokta, harimin içindeki ahşap süslemeler olabilir. Mihrap, minber ve yanlarındaki oymalar, caminin 1990'lardaki tamiratı sırasında yapıldı. Mihrap alınlığında, saray hattatlarından Abdülkadir el-Şükri'nin yazdığı İhlas Suresi ve pencereler üzerindeki boşlukta, iki sıra şerit halinde devam eden Esmaül Hüsna ve Fetih Sureleri göz kamaştırıyor. Harimin tavanı da kasetleme tekniğiyle yapılmış ve üst kafesleriyle de zarif bir görünüm kazandı. Caminin kuzeyinde, önü balkon gibi kuzeye doğru çıkıntı yapan bir mahfil yer alıyor. Mahfilin kuzey duvarında da altı tane oda bulunuyor. Bu odalar Şeyh Hacı Ahmet Efendi'nin talebelerinin ibadet ettiği yerler olarak biliniyor. Caminin doğu ve batı olmak üzere iki kapısı yer alıyor. Doğudaki kapıdan türbe önündeki boşluğa, kuzeybatıdaki yuvarlak kemerli kapıdan da hareme giriliyor. Caminin yanında bir de türbe bulunuyor. Bu türbede, sarı kesme taştan inşa edildi. Kare planlı türbenin üzeri kubbeyle örtülü. Türbe içinde Şeyh Hacı Ahmet Efendi ile birlikte iki oğlu ve torunu yatıyor. Şeyh Hacı Ahmet Efendi, Yozgat'ın manevi büyüklerinden biri olarak kabul ediliyor. Türbe, ziyaretçilerin dua ettiği ve hayır dileklerde bulunduğu bir yer olması ile öne çıkmaktadır), Nakıp Zade Cami (Bu cami, 19. yüzyılda Osmanlı padişahı II. Mahmut'un ikinci eşi Hoşyar Kadın tarafından yaptırıldı. Hoşyar Kadın, iki kızını da erken yaşta kaybetmiş ve onların anısına bu camiyi ve yanındaki medreseyi inşa ettirdi. Caminin kitabesinde bu acı hikaye ve camiyi yapan usta Ziya'nın adı yazılı. Nakıpzade Camii, Köseoğlu Mahallesinde yer alır ve dikdörtgen planlı, düz tavanlı bir harime sahip. Harimin güney duvarında beşgen şeklinde renkli taşlardan yapılmış bir mihrap ve yanında ahşap kafes oyma tekniğiyle süslenmiş bir minber bulunuyor. Harimin doğu duvarında ise vaaz vermek için kullanılan balkonumsu bir kürsü yer alıyor. Harimin kuzeyinde ise camekanla kaplı çift katlı bir son cemaat yeri ve şerefeli bir minare bulunuyor. Caminin içindeki en dikkat çekici süslemeler, minberin korkulukları, kürsünün parmaklıkları ve duvarlardaki selvi motifleri ve silmeleri olarak sıralanabilir. Caminin mimari özellikleri, tarihi değeri ve duygusal hikayesi, ziyaretçileri etkilemektedir), Cumhuriyet Ortaokulu (Bu bina, 1923 yılında Cumhuriyet'in ilanından sonra Atatürk'ün emriyle Cumhuriyet İlkokulu olarak inşa edildi. Binanın mimarı, İtalyan asıllı Giulio Mongeri olarak biliniyor. Binanın dış cephesi, neo-klasik tarzda tasarlandı. Binanın içinde ise Atatürk'ün Yozgat ziyaretlerinde kaldığı oda, Cumhuriyet İlkokulunun ilk mezunlarının fotoğrafları, eski sınıf odaları, müzik salonu, kütüphane ve konferans salonu gibi bölümler bulunuyor. Binanın önünde, Atatürk'ün heykeli ve Cumhuriyet Meydanı yer almaktadır),  Miralay Şerif Bey Konağı1890 (Bu konak, 1890'lı yıllarda Yozgat'ta alay komutanı olarak görev yapan Miralay Şerif Bey tarafından yaptırıldı. Üç katlı, taş ve ahşap bir yapı olan konak, Osmanlı mimarisinin güzel bir örneği olarak görülüyor. Konak, aynı zamanda Atatürk'ün Yozgat'a geldiğinde kaldığı yer olması da buraya ayrı bir önem kazandırıyor. Bu nedenle, konakta Atatürk'ün anılarıyla ilgili birçok eşya ve fotoğraf bulunuyor. Konak, şu anda Sakarya İlkokulu olarak kullanılıyor. Ancak, konak 1979 yılında korunması gerekli kültür varlığı olarak ilan edildi. Bu sayede, konak hem eğitim hem de turizm amaçlı hizmet verebilmektedir), Yozgat Askerlik Şubesi (Binanın mimarisi, dönemin Osmanlı-Türk tarzını yansıtıyor. Binanın önünde, Atatürk'ün Yozgat'a gelişini anlatan ve üzerinde "Yozgat, Türkiye'nin en güzel şehirlerinden biridir" sözü yazılı bir anıt yer almaktadır), Yozgat Müzesi (Yozgat Müzesi, Yozgat'ın merkezinde bulunan tarihi bir konak. Bu konak 1871 yılında yapılmış ve uzun yıllar konut, okul ve depo olarak kullanıldı. 1979 yılında devlet tarafından satın alınan konak, büyük bir onarım sonrasında 1985 yılında müze olarak açıldı. Müzede hem arkeolojik hem de etnografik eserler sergileniyor. Müzenin alt katında, Yozgat ve çevresindeki antik kentlerden getirilen eserler bulunuyor. Bu eserler arasında, Hitit, Frig, Roma, Bizans ve Selçuklu dönemlerine ait heykeller, lahitler, sikkeler, mühürler ve yazıtlar var. Müzenin üst katında ise, Yozgat'ın geleneksel yaşamını ve kültürünü yansıtan eserler yer alıyor. Bu eserler arasında, el yazması kitaplar, yöresel kıyafetler, halılar, kilimler, mutfak eşyaları, ahşap eşyalar, silahlar ve tekke malzemeleri bulunuyor. Müzenin en ilgi çekici bölümlerinden biri de, üst kat holünde sergilenen Aynalı Körük adlı at arabası. Bu araba, Yozgat'ın eski belediye başkanlarından Salim Korkmaz tarafından müzeye bağışlandı. Müzenin diğer bölümlerinde ise, 19. yüzyıla ait bir gelin odası, bir org, bir gramofon, bir kâbe örtüsü parçası ve 19. yüzyıl resim sanatının örnekleri görülebilirmektedir), Eski Hamam Kalıntısı, Asmalı Konak, Erbazlar Konağı, Nakıp Zade Cami, Tekke Arap Dede Cami Caminin ne zaman ve kim tarafından yapıldığı kitabesi olmadığı için kesin olarak bilinmiyor. Ancak caminin 1842 yılında bir vakfiyesinin olduğu ve daha önceki tarihlerde de mezar taşlarının bulunduğu bilgisi mevcut. Caminin adı, burada yaşamış olan Arap Dede adlı bir zat-ı muhteremden geliyor. Camii, kareye yakın dikdörtgen planlı, düz tavanlı ve sıvalı bir yapı şeklinde inşa edilmiş. Harim kısmı, güneyde yarım silindirik mihrap, batıda ahşap minber ve kuzeyde balkon şeklinde bir mahfil ile donatıldığı görülebiliyor. Caminin pencereleri, duvarlarda simetrik olarak tasarlanmış. Caminin kuzeybatı köşesinde, sarı kesme taştan yapılan, kare kaideli ve yuvarlak gövdeli bir minare yükseliyor. Minareye, son cemaat yerinin kuzeybatı köşesindeki kapıdan çıkılıyor. Camii, çift katlı, camekânla kapalı, çok küçük bir son cemaat yerine sahip. Son cemaat yerinin önünde ve doğusunda, caminin etrafını çeviren duvarın içinde, küçük bir hazire bulunuyor. Hazirede, caminin tarihine ışık tutan eski mezar taşları görülebiliyor. Caminin çatısı, kırma çatılı ve oluklu kiremit örtülüdür), Namazgah Cami, Yozgat Bilal Şahin Külliyesi (Yozgat Bilal Şahin Külliyesi, Yozgat'ın en görkemli ve modern yapılarından biri. Kent Park Mevkiinde bulunan külliye, iş adamı Bilal Şahin tarafından 2010 yılında yapımına başlandı ve 2013 yılında açılışı yapıldı. Külliye içinde birçok hizmet binası, cami, kuran kursu, okuma salonu, şadırvan, saat kulesi ve misafirhane bulunuyor. Külliye, hem dini hem de kültürel faaliyetlere ev sahipliği yapıyor. Külliyenin en dikkat çeken yapısı, 1500 kişilik Bilal Şahin Camii. İbadet yeri, kesme taştan inşa edildi ve klasik Osmanlı mimarisinin izlerini taşıyor. Caminin içi de oldukça ihtişamlı. Duvarlarında ve kubbesinde Kuran ayetleri ve tezhipler yer alıyor. Caminin yanında, 100 öğrencilik hafız kuran kursu ve Naciye Afet Şahin kuran kursu da hizmet veriyor. Külliyenin bahçesinde, Bilal Şahin Külliyesi Şadırvanı ve Saat Kulesi göze çarpıyor. Şadırvan, abdest almak isteyenler için tasarlandı. Saat kulesi ise, külliyenin simgesi haline geldi. Saat kulesinin tepesinde, Yozgat'ın manzarasını seyredebileceğiniz bir seyir noktası bulunmaktadır), Yozgat Çamlığı Milli Parkı (Türkiye'nin ilk milli parkı 1958), Seyir Balkonu, Yozgat Çamlık Gözetleme Kulesi, Cevdet Dündar Göleti, Emniyet Müdürlüğü Polis Ormanı, Yozgat Polisevi (0354.2129140), Davuzbaztepe Tabiat Parkı, Fatih Tabiat Parkı, Çamlık Milli Parkı Zirve, Köçekkömü Şelalesi, Çeşka Yeraltı Şehri (Bu şehir, yaklaşık 3 km. uzaklıktaki Kirazlı Göleti'nin kuzeyinde, yüksek bir tepenin üzerinde bulunmaktadır. Burası, Bizans döneminden kalma izler taşıyan, üç ayrı girişi olan bir yeraltı şehri. Şehrin içinde nişler, galeriler, odalar ve kaya mezarları görülebilir. Bu şehri gezmek için sürünerek girebileceğin kuzeydeki girişi kullanabilirsin. Buradan dörtgen bir odaya ulaşılır ve sonra geniş bir salona çıkılır. Salonun etrafında, iki büyük oda, iki küçük oda ve iki galeri vardır. Bu mekanlar, tonoz şeklindeki tavanlar ve irili ufaklı nişlerle süslüdür), Yozgat Kablolu Su Kayağı Tesisi (Köçekkömü Köyü), Gelin Kayası-Cehrilik Lalesi (Tayıp), Cehrilik Yaylası (Yozgat-Boğazkale yolu üzerinde, şehre sadece 2 kilometre uzaklıkta. Burası lalelerin ve efsanelerin yaylası. İlkbaharda kırmızı kırmızı açan yabani laleler, yaylaya muhteşem bir görüntü veriyor. Bugün Laleler Ülkesi olarak anılan Hollanda'ya lale soğanlarının buradan götürüldüğü de söylenmektedir), Trazın Kayaları, Evci Köyü Şelale (Evci), Bişek Köyü Mağaraları (Baltasarılar), Tavium Antik Kenti-Galatia Uygarlığı Kalıntıları (Büyüknefes Köyü sınırları içerisinde yer alan Tavium Antik Kenti, Anadolu'nun en kadim yerleşim alanlarından birisi. Hitit, Frig, Galat, Roma, Bizans ve Selçuklu medeniyetlerinin izlerini taşıyan bu tarihi kent, Trokme kabilesinin başkenti ve önemli bir ticaret merkezi olarak dikkat çekiyor. Burada gezinirken karşılaşacağınız sütunlar, heykeller, mezar taşları, kitabeler, tapınaklar, hamamlar, surlar, kemerler ve kapılar, sanki tarih boyunca birçok medeniyetin tanığı olmuş gibidir), Tavium Antik Tiyatrosu (Büyüknefes), Büyük Nefes Köyü Çeşmesi (Devşirme taş bloklar, düzgün taş ve kaba yanı taştan yapılan kısmının bulunduğu bölümde üçgen alınlıklı bir nokta yer alıyor. Bu noktanın üzerinde, kanatları yarı açık, pençeleri cepheden ve ayrıntılı verilmiş tüyleri çizgisel betimlenmiş bir şahin veya kartal figürü bulunuyor. Bu figürün üzerinde de bir rozet kabartma olarak yapıldığı biliniyor. Bu nokta antik dönemden kalma bir eser olması ile öne çıkıyor. Çeşmenin üzerinde Arapça hayrat ve 1942 yazısı bulunuyor. Bu yazı, çeşmenin son onarım tarihini göstermesi açısından oldukça önemli. Çeşmenin yanında renkli mermer bir arşitrav bloğu göze çarpıyor. Bu blok da antik döneme ait. Çeşmenin beden duvarı üzerinde ise H. 1259 tarihi görülen Arapça bir kitabe olan devşirme bir taş blok daha bulunuyor. Bu kitabe, çeşmenin kim tarafından yaptırıldığını da anlatıyor. Büyüknefes Köyü Çeşmesi, yanında bulunan Tavium Antik Kenti'ne ait bazı parçalar, çeşmenin tarihi değerini yükseltmektedir), Yozgat Çamlığı Milli Parkı, Seyir Balkonu, Yozgat Çamlık Gözetleme Kulesi, Yozgat Trac, Emirci Sultan Türbesi ve Cami (Emirci Sultan, 13. yüzyılda yaşamış ve Hoca Ahmet Yesevi'nin halifelerinden biri olmuş bir mutasavvıf. Efsaneye göre, Çin'de bir ejderhayı öldürdüğü için Emir-i Çin lakabını aldı ve Anadolu'ya tekrar gelerek burada İslam'ı yayılmasına katkı sağladı. Osmanpaşa Beldesine yerleşen ve buraya ismini veren derviş burada vefat etti. Türbesi, 1239 veya 1240 yıllarında yapıldı ve içinde Emirci Sultan'ın yanı sıra diğer bazı dervişlerin de sandukaları bulunuyor. Osmanpaşa (Emirci Sultan) Türbesi, Yozgat'ın önemli kültür miraslarından biri. Türbe, kare planlı ve kubbeli bir yapı. Dış cephesi sade, iç mekanı ise ahşap süslemelerle bezenmiş. Türbenin giriş kapısı üzerinde, Emirci Sultan'ın hayatını anlatan bir kitabe var. Türbenin yanında, Osmanpaşa Camisi ve bir de çeşme var. Bu çeşmenin suyu, Emirci Sultan'ın kerametleri ile şifa dağıttığına inanılmaktadır), Bedo Baba (Baha'i Tapınağı-Karabıyık), Karabıyık Köprüsü (18. yüzyılda inşa edildi ve Osmanlı mimarisinin özelliklerini taşıyor. Köprü, Kanak Çayı üzerinde yer alıyor ve 12 kemerli bir yapı olması ile dikkat çekiyor. Köprü, günümüzde hala kullanılıyor ve bölgenin önemli bir ulaşım ve turizm noktası olarak bilinmektedir), Kemer Köprü ( Bu köprü, 19. yüzyılda Osmanlı döneminde inşa edildi. Köprü, Yozgat'ın merkezinde, Çekerek Çayı üzerinde bulunuyor. Köprü, kemerli yapısı, taş işçiliği ve sivri kuleleri ile dikkat çekiyor. Köprü, hem ulaşım hem de savunma amacıyla kullanıldı. Köprü, günümüzde de ayakta durmakta ve Yozgat'ın simgesi haline geldi. Köprüye giden yolda, Yozgat'ın doğal güzelliklerini, tarihi evlerini ve camilerini görebilirsin. Köprüyü gezerken, köprünün mimarisini, tarihini ve hikayelerini öğrenebilirsin. Köprü, özellikle akşam saatlerinde ışıklandırıldığında çok güzel bir manzara sunabiliyor. Günümüzde Bozok Üniversitesi Kampüsü içerisinde bulunmaktadır)

📍 Akdağmadeni

Saat Kulesi, Eski Kilise Cami, Akdağmadeni Kilisesi (Bu kilise 1862 yılında yapıldı ve koruma altına alınmış. Ön cephesi kesme taş, diğer cepheleri kesme mermer taşlardan yapıldığı ziyaret sırasında görülebiliyor. Yuvarlak kemerli giriş kapısının üzerinde Grekçe kitabeler var. Kilisenin içi dikdörtgen planlı ve taş döşemeli. Sekiz adet yuvarlak sütun kiliseyi üç eşit parçaya bölüyor. Sıva üzerinde renkli haç ve geometrik süslemeler yer almaktadır), Meydan Parkı, Atatürk Parkı, Akdağmadeni Sağlık Ocağı (Küpçüoğlu Evi) (Bu bina, iki katlı, kare planlı ve mermer taşlardan yapıldı. Dış cephesinde yuvarlak kemerli kapı ve pencereler, sekizgenli sütunlar ve balkonlar dikkat çekiyor. İç kısmında ise geniş bir salon, kabartma süslemeli tavan, ahşap merdiven ve trabzanlar bulunuyor. Bu bina, 19. yüzyılda Küpçüoğlu ailesi tarafından yaptırıldı ve uzun yıllar konak olarak kullanıldı. Daha sonra sağlık ocağı olarak hizmet vermeye başladı ve günümüzde de kültür merkezi olarak faaliyet göstermektedir), Akdağmadeni PTT Binası (Bu bina, 19. yüzyılın sonunda Sultan II. Abdülhamit döneminde inşa edilmiş, kesme mermerden yapılmış, tek katlı ve dikdörtgen planlı bir yapı olarak biliniyor. Binanın ön cephesinde üç adet üçgen alınlık ve bunların ortasında birer yuvarlak pencere bulunuyor. Binanın orta alınlığında bir, yanlardakilerde ikişer kitabe var. Kitabeler, binanın yapım tarihi, mimarı ve amacı hakkında bilgi verir. Binanın arka sokakta iki katlı göründüğü de ilginç bir ayrıntı olarak öne çıkıyor. Akdağmadeni PTT Binası, geçmişte Saray Mağazası olarak da biliniyordu. Bu mağaza, Osmanlı Devleti'nin en büyük ve en zengin tüccarlarından biri olan Hamdi Tüzün'ün işletmesiydi. Hamdi Tüzün, Akdağmadeni'nde madencilik, ticaret, hayvancılık ve tarım gibi pek çok alanda faaliyet göstermiş, aynı zamanda hayırseverliğiyle de tanınmış bir kişiydi. Hamdi Tüzün, bu binayı hem ticari hem de sosyal amaçlarla kullandı. Burada, hem mallarını satmış, hem de çeşitli toplantılar, eğlenceler ve kutlamalar düzenledi. Binanın içinde, Hamdi Tüzün'ün yaşamına ve dönemine ait pek çok eşya, fotoğraf ve belge sergileniyor. Akdağmadeni PTT Binası, günümüzde hem bir postane hem de bir müze olarak hizmet vermektedir), İstanbulluoğlu Cami ( Bu yapı önceden kilise olarak hizmet veriyordu. Ancak daha sonra yapılan değişikliklerle birlikte camiye çevrildi. 1907 yılında Osmanlı döneminde Rumlar tarafından Hagios Georgios Kilisesi olarak inşa edildi. Kesme taştan yapılmış olan kilise, dikdörtgen planlı ve üç nefli olması ile biliniyordu. Girişte yuvarlak kemerli bir narteks camiye dönüştürülürken kapatıldı. Narteksin üstünde de bir çan kulesi yer alıyordu ama camiye çevrilirken o da minareye dönüştürüldü. İçerisi tonozlu bir tavanla örtülü ve arka cephede üç bölümlü bir apsis var. Apsisin ortasında da bir mihrap yer alıyor. Akdağmadeni İstanbulluoğlu Camii, hem kilise hem de cami olarak kullanılmış bir yapı olmasıyla ilginç bir örnektir), Nida Tüfekçi Parkı, Akdağmadeni Yürüyüş Yolu, Akdağmadeni Eski Cezaevi-Tiftik Han (Eski Cezaevi binası, iki katlı, dikdörtgen planlı ve mermer kesme taşla inşa edilmiş bir bina olması ile öne çıkıyor. Ön ve arka olmak üzere iki girişi bulunuyor. Ön girişin kapısında profilden bir aslan kabartması ve Maşallah ve Subhanallah yazıları dikkat çekiyor. Kapının üzerinde de üçgen alınlık ve çiçek motifleri yer alıyor. Binanın içinde revaklı bir avlu ve odalar bulunuyor. Üst katta bir odanın kapısında 1316 (Hicri) tarihi yazılıdır. Binanın çatısı ise tamamen kiremitle kaplı. Akdağmadeni Eski Cezaevi, eskiden hapishane olarak kullanıldı. Burada birçok siyasi mahkum ve suçlu bulundu. Akdağmadeni Eski Cezaevi, günümüzde restorasyon edilerek Akdağmadeni İlçe Halk Kütüphanesi olarak hizmet vermektedir), Akdağmadeni Öğretmenevi (0354.3142411), Askerlik Şubesi Eski Binası (Belediye Konuk Evi) (Akdağmadeni Eski Askerlik Şubesi, dikdörtgen planlı ve iki katlı bir yapı. Zemin kata köşeli mermer sütunlu revaktan giriliyor. Revakın üstü üst kat giriş balkonunu oluşturuyor. Balkon üzerindeki ahşap tavanı iki adet yuvarlak ahşap sütun tutuyor. Sütunlar arasında ince tahta çıtalardan yapılmış üç kemer ve iki sarkıt bulunuyor. Girişin karşısında bulunan odada bir şömine yer alıyor. Üst kat kapısı düz, kapı üzerinde iki yuvarlak kemerli pencere, kapının iki yanında da birer büyük pencere bulunuyor. Bu pencerelerden Akdağmadeni'nin manzarasını seyredebilme şansın bulunuyor. Eski Askerlik Şubesi binası, Akdağmadeni Belediyesi tarafından restore edilmiş ve Konuk Evi olarak kullanılmaktadır), Yeşildere Parkı, Muşalikalesi (Behramşah) Kalesi (Bu kale, 13. yüzyılda Selçuklu Sultanı Gıyaseddin Keykavus'un emirlerinden Necmeddin Bahramşah tarafından yaptırıldı. Bu nedenle Behramşah Kalesi olarak da anılıyor. Kale, köyün kuzeyinde yüksek bir tepe üzerinde yer alıyor ve etrafı kesme taş ve moloz taş duvarlarla çevrili olması ile biliniyor. Kalede üç adet burç ve iki adet türbe bulunuyor. Türbeler, Muşali - Muşallimoğlu Ali Çelebi ve oğlu Mahmut Çelebi'ye ait. Türbelerin içinde ve dışında mezar taşları ve kitabeler bulunuyor. Kale ve türbeler, Selçuklu mimarisinin özelliklerini yansıtmaktadır), Muşalikalesi Cami, Akdağmadeni Kadıpınarı Yaylası, Kadıpınarı Tabiat Parkı, Göndelen Vadisi, Karaçayır Yaylası

📍 Aydıncık

Güldede Aile Parkı, Aydıncık Öğretmenevi Halk Eğitim Merkezi, Bağrıbütün Parkı, Kazankaya Kanyonu (Kazankaya Kanyonu, Aydıncık ilçesine bağlı Kazankaya köyünden başlayıp Çorum'un İncesu köyünde bitiyor. Uzunluğu yaklaşık 10 kilometre ve içinden Çekerek Irmağı akıyor. Kanyonun her iki tarafında yükselen kayalar, doğanın muhteşem güzelliğini gösteriyor. Ama sadece doğal güzellik değil, aynı zamanda tarihi bir zenginlik de var burada. Kanyonun kayaları üzerinde, Hititlerden kalma duvar kalıntıları, merdiven basamakları, mağaralar ve tanrıça Kybele'nin kabartması görülebiliyor. Kybele, bereket ve bolluğun tanrıçası olarak biliniyor ve kanyona bakan bir niş içinde yer alıyor. Kanyonun güneyinde ise Alan Dağları, batısında ise Malbelen Tepesi bulunuyor. Bu tepelerde de eski yerleşim izleri ve mezarlıklar keşfedildi-Bentbaşı), Kazankaya Kanyon Parkı, Çererek Irmağı, İncesu Boğazı, Şifalı Su Büyüktoraman Köyü

📍 Boğazlıyan

Bozok Yaylası (Kızılırmak'ın kolları olan Delice Irmağı ve Çorum Suyu'nun yarattığı vadilerle çevrili, hafif dalgalı düzlüklerden oluşmaktadır. Doğuda Akdağlar'a dayanan yayla, 1200-1400 metre yükseklikte yer alıyor. Kuzeybatıya doğru alçalan yayla, Kızılırmak ovasına uzanıyor. Bozok Yaylası'na gittiğinde, temiz dağ havasını ciğerlerine doldurabilir, zengin bitki örtüsünü görebilir, renkli çiçeklerin arasında yürüyüş yapabilirsin. Yaylada, Cehirlik, Kadıpınarı, Şebekpınarı, Yahyasaray ve Hisarbeyli gibi birçok köy var. Bu köylerde, misafirperver insanlarla tanışabilir, yöresel lezzetleri tadabilir, kültürel mirası keşfedebilirsin. Yaylada, tarihi kemer köprüler, eski camiler, kervansaraylar, kaleler ve höyükler gibi pek çok tarihi eser de bulunmaktadır-Fetih)

📍 Çandır

Şah Sultan Cami, Çandır Kümbeti, Çandır Şah Sultan Hatun Türbesi (Dulkadirli Beyliğinin hükümdarı Alaüddevle Bey'in oğlu Şahruh Bey'in karısı Şah Sultan Hatun'un anısına yaptırıldı. 1492 yılında vefat eden Sultan Hatun için 1499-1500 yılları arasında türbenin yapıldı. Türbe, Anadolu'daki eyvanlı türbeler içinde en önemli örneği oluşturması açısından dikkat çekiyor. Sekizgen gövdeli ve piramidal çatılı bir yapıya sahip olan türbenin altında mezar odası bulunuyor. Buraya üç basamaklı bir merdivenle iniliyor. Mezar odası içinde Şah Sultan Hatun'un lahdinin üzerinde tarih ve dua yazılı. Lahdin sağ yanında Kelime-i Şehadet, sol yanında "Hazihi meşhe-i merhumete ve mağfirete Şah Sultan binti Şahsuvar Beg", ayakucunda da "Senete hamse ve tis'a mie (905/1499-1500)" ifadeleri yer alıyor. Türbenin gövde kısmına giriş kapısı mezar odası kısmının kapısının tam üstüne rastlıyor. Kapı çerçevesi mermer profilli ve sivri kemerli görülebilir. Kapının üzerinde beş sıralı mukarnaslar ve katmerli çiçek motifleri yer alıyor. Türbenin önünde derin bir eyvan bulunur. Eyvanın beşik tonozu sivri kemer şeklindedir. Türbenin içinde kubbeye geçişte üçgen pandantifler kullanılmış. Kubbenin ortasında armut veya damla şeklinde sarkıtılmış kilit taşı dikkat çekmektedir), Çandır Şahruh Bey Mescidi (Dulkadiroğulları Beyliği'nin son büyük hükümdarı Alauddevle Bozkurd Bey'in oğlu Şahruh Bey tarafından iki minareli olarak yaptırıldı. Ancak günümüzde sadece batıdaki minaresi ayaktadır. Mescidin yerine ise yeni bir cami inşa edildi. Minarenin kare kaideli ve yuvarlak gövdeli olduğunu görebilirsin. Minarenin çatı hizasından yükselen kısmı, çok kısa bir gövdeye sahip ve şerefeye kadar olan kısmı tuğladan yapıldığı görülebilir. Silme şeklindeki taş bilezikle yuvarlak kısa gövdeden iki sıra halinde silmeyle şerefe altlığına geçiyor. Şerefe korkulukları ve pabuçluk, çokgen düzgün kesme taştan örülü olacak şekilde inşa edildiği de biliniyor. Minare, diğer Dulkadiroğulları minarelerinde olduğu gibi oldukça kısa. Minare, çokgen gövdeli petekten sonra, klasik konik külahla son bulunmaktadır), Çandır Park, Keldağ Mesire Alanı, Uzunlu Barajı

📍 Çayıralan

Çerkes İsa Bey Türbesi ( Bu türbe, 16. yüzyılda Bozok'ta tımar sahibi ve Kırşehir Sancak Beyi olan Çerkez Bey'e ait. Çerkez Bey, bugünkü Çayıralan'ın çiftliğini kurmuş ve burada ölmüş. Türbe, Çerkez Bey'in anısına 1587-1588 yıllarında yaptırıldı. Türbe, Kümbetli Caminin güneydoğusunda ve aynı avlu içerisinde yer alıyor. Kare kaide üzerine sekizgen planlı, içten kubbeli, dıştan sivri külahlı bir yapı. Türbenin önünde eyvan şeklinde bir girişi var. Eyvanın doğu duvarında türbenin yapım tarihini gösteren bir kitabe bulunuyor. Eyvanın içinde iki yan tarafta birer taş merdivenle sanduka katına çıkılıyor. Sanduka katında Çerkez Bey'in mezarı yer alıyor. Mezar odasına dört basamaklı bir merdivenle iniliyor. Mezar odası kare planlıdır ve üzeri aynalı tonozla örtülü. Mezar odasının üzerinde yuvarlak yüksek bir kubbe var. Kubbe, sekizgen gövdeye geçiş profiliyle bağlanıyor. Gövde üzerinde farklı renkte taşlarla süslemeler yapılmış. Mezar odasının her yönde birer küçük penceresi yer alıyor. Gövde üzerinde ise üç yanda birer büyük pencere bulunuyor. Pencereler, sivri kemerli nişlerle çerçevelenmiş. Türbe, Osmanlı döneminin kümbet mimarisinin örnekleri arasında gösteriliyor. Türbe, 2005 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından tescil edilerek koruma altına alınmıştır), Aşağı Tekke Köyü Muhtarlığı, Uzunyayla Platosu, Yahyasaray Sırıklı Yaylası

📍 Çekerek

Çekerek Saat Kulesi, Çekerek Şehitler Anıtı (Çekerek Şehitler Anıtı, Çekerek ilçesinde bulunan önemli tarihi eserler arasında yer alıyor. Bu anıt, Kurtuluş Savaşı sırasında Aynacıoğulları isyanını bastırmak için görev yapan Binbaşı Ali Galip Bey ve altı subay arkadaşının şehit edildiği yerde dikildi. Anıt, üçgen şeklinde yeşil bir saha içinde yükselen yedi adet bloktan oluşuyor. Blokların üzerinde şehit subayların isimleri yazılı. Anıtın etrafı kısa demir korkuluklarla çevrili. Anıt, 1989 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından tescil edilerek koruma altına alınmıştır), Çekerek Öğretmenevi, Yunus Emre Parkı, Çekerek Ormanı, Çekerek Millet Bahçesi, Çekerek Süreyya Bey Barajı Baraj Göndesi, Çekerek Lavanta Adası, Çeltek Köyü Ortaoba Köyü Mevkii, İninbaşı Kırkgöz Piknik ve Mesire Alanı

📍 Kadışehri

Akçakale Köyü (Bu köy tarihi ve doğal güzellikleriyle görülmeye değer bir yer. Akçakale'nin en ünlü yeri, köyün kuzeyindeki kayalık bir tepede bulunan Şeminel Gazi Türbesi. Bu türbe, İslamiyetin önemli alperenlerinden biri olan Şeminel Gazi'ye ait. Türbenin yanında, yer altı su kaynağına ulaşan ve merdivenlerle inilen bir mağara da var. Bu mağara, eski çağlardan beri askeri amaçlı kullanıldı. Türbe ve mağara, yöre halkı tarafından ziyaret ediliyor ve saygı duyulmaktadır. Akçakale, sadece türbe ve mağara ile değil, aynı zamanda doğasıyla da ilgi çekiyor. Köy, yeşillikler içinde, temiz havası ve suyu olan bir yer. Köyde, meyve bahçeleri, sebze tarlaları, hayvan çiftlikleri ve arıcılık yapılmaktadır)

📍 Saraykent

Saraykent Yılan Boynu Tepesi ( Saraykent Yılan Boynu Tepesi, ilin tarihi güzelliklerinden birisi olarak görülebilir. İlçe merkezinin yakınında, doğal kayalık tepelerin arasında yer alan bu yerleşim yeri, farklı dönemlere ait izler taşımaktadır. Erken ve Orta Tunç, Demir Çağı (Frig Dönemi) ve Roma dönemlerinde iskan gören bu tepe, arkeolojik açıdan önemli bir potansiyele sahip. Yılan Boynu Tepesi'ne ulaşmak için yeni açılan yoldan ilerleyerek ulaşabilirsin. Tepenin etrafında yemyeşil bir manzara var. Tepenin üzerine çıktığında, karşına eski taş duvarlar, temeller, sarnıçlar, mezarlar ve seramik parçaları çıkıyor. Bu kalıntılar, buranın geçmişte nasıl bir yaşam alanı olduğunu anlatıyor. Burada bir zamanlar evler, tapınaklar, kaleler, hamamlar, çarşılar ve daha birçok yapı yer alıyordu. Yılan Boynu Tepesi'nde gezinirken, mimari detaylara dikkat edebilirsin. Bazı duvarlarda, Frig dönemine ait kabartmalar, yazıtlar ve motifler görebilirsin. Bunlar, buranın Frig kültürü ile bağlantılı olduğunu gösteriyor. Bazı yapıların planları, Roma dönemine ait mimari özellikler taşıyor. Bunlar, buranın Roma İmparatorluğu'nun sınırları içinde kaldığını ve Roma etkisinde kaldığını gösteriyor. Bazı seramik parçaları ise, Tunç Çağı'na ait desenler ve renkler içeriyor. Bunlar, buranın çok eski bir tarihe sahip olduğunu ve farklı kültürlerin izlerini taşıdığını göstermektedir), Çınçınlı Sultan Hanı (Çınçınlı Sultan Hanı, Anadolu'nun en eski ve en büyük Selçuklu hanlarından birisiydi. 13. yüzyılda inşa edilen bu han, İpek Yolu üzerinde ticaret yapan kervanlara hizmet verdiği biliniyor. Günümüzde oldukça harap durumda olan han o dönem içerisinde yapılan klasik planı temsil ediyor. Hanın duvarlarına ait kaplamalar söküldüğü için yapı zamanla tahribata dayanamayıp incelmeye başladı. Harç ve moloz taş kullanılarak balıksırtı denilen bir modelle duvarların inşa edildiği yapılan araştırmalar sonucunda ortaya çıkartıldı. Çınçınlı Sultan Hanı aynı zamanda Eski Han olarak da anılmaktadır), Çekereksu Hanı (Çekereksu Hanı, Yozgat'ın Kadışehri ilçesinde, tarihi İpek Yolu üzerinde yer alan bir Selçuklu eseri. 13. yüzyılda Valide Sultan Melike Mahperi Hatun tarafından yaptırıldı. Adını, yanından akan Çekerek Nehri'nden alıyor. Bu han, Anadolu'da Selçuklu mimarisinin en güzel örneklerinden birisi. Çekereksu Hanı, iki bölümden oluşuyordu. Birinci bölüm, kuzeyde yer alan ve hayvanların barındığı ahır bölümü olarak biliniyordu. Bu bölüm, kuzey-güney doğrultusunda uzanan ve beşik tonozlarla örtülü 14 odadan meydana gelmektedir. Odaların duvarlarında, hayvanların bağlandığı halkalar bulunuyordu. İkinci bölüm, güneyde yer alan ve yolcuların konakladığı kışlık bölümü olarak öne çıktığı biliniyor. Çekereksu Hanı, moloz taş ve kireç harcından yığma olarak inşa edildi. Yapının dış cephesi, sade ve sağlam bir görünüme sahiptir)

📍 Sarıkaya

Sarıkaya Kaplıcaları (Kaplıcaların suyu, cilt hastalıklarından romatizmaya, birçok sağlık sorununa iyi geliyor. Ayrıca kaplıcaların suyu, doğal mineraller açısından zengin. Bu da suyun sağlık üzerindeki olumlu etkilerini artırıyor. Kaplıcaların yanı sıra Sarıkaya, doğal güzellikleri ile de dikkat çekiyor. Kaplıcaların çevresi, yeşil alanlar ve parklarla doludur), Sarıkaya Roma Hamamı, Tarihi Roma Kral Kızı Hamamı (Sarıkaya Roma Hamamı, Roma İmparatorluğu döneminde 2. yüzyılda inşa edilmiş ve Anadolu'da Roma mimarisine ait korunmuş tek termal hamam. Hamamın jeotermal suyu, sağlık ve güzellik için birçok fayda sağlar. Hamamın efsanevi bir hikayesi de bulunuyor. Rivayete göre, Roma kralının kızı romatizma hastalığına yakalanmış ve hiçbir tedavi işe yaramamış. Kral, kızını son çare olarak bu sıcak suyun bulunduğu yere gönderir. Kız, burada arkadaşlarıyla çamurlara girer ve zamanla iyileşir. Kral, kızının şifa bulduğu bu yere mermerden bir havuz yaptırır ve kızının adını verir. Bu yüzden hamama Kral Kızı Hamamı da denir. Hamamın batı cephesinde, 10 gözlü ve 2 katlı mermer, kemerli bir duvar görülür. Bu duvar, Korint düzeni dizilişine uygun yapıldı. Duvarın üzerinde boğa başlı kornet motifli süslemeler vardır. Hamamın kuzey ve güney uçlarında ise dairesel havuzlar bulunur. Sarıkaya Roma Hamamı, UNESCO Dünya Miras Geçici Listesine alındığı için de önemli bir yer haline gelmiştir), Ağaçoluk Mesire Alanı, Celal Höyüğü Köyü, Hisarbeyli (Yoğurtyurdu) Yaylası, Terzili Köyü Ermeni Kilisesi (Terzili)

📍 Sorgun

Salihpaşa Cami 1883 (1813'te Salih Paqa'nın emriyle inşa edilmiştir. Bu görkemli yapı, Sorgun Çayı'nın yanında, yeşil bir alan içinde bulunmaktadır. Cami, 1955'te, batı duvarı dışında kalan kısımlarının orjinaline sadık kalınarak yeniden inşa edildi. Restorasyondan sonra, cami kare bir taban üzerine kurulu, iki minareye sahip ve kubbeli bir yapı olarak ortaya çıktı. İç mekanın sade ve aydınlık atmosferi dikkat çekicidir. Ayrıca, caminin mihrap ve minberi son restorasyon sırasında güncellendi. Duvarları, iki kat halinde düzenlenmiş pencerelerle aydınlatılan cami, betonarme büyük yuvarlak kemerler üzerine oturtulmuş bir merkezi kubbeye sahiptir), Delibaş Çayı, Şerife Bektaş Cami, Ahmet Uslu Dutluk Parkı, Safa Sorgun Termal Hotel Wellness&Spa, Mükremin Göleti, Sorgun Millet Bahçesi, Sorgun Mesire ve Piknik Alanı (Karşıyaka), Kalecik Kaya (Şahmuratlı), Atatürk Parkı, Bahadın Amfitiyatro (Şenlik Alanı), Topak Taş, Çadır Höyük (Esenli-Gelingüllü Baraj Havzasında, yaklaşık 32 m. yükseklikte ve 229 m. çapında bir höyük. Höyük, ilk Tunç Çağı, Proto-Hitit, Hitit İmparatorluk Çağı, Frig, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait eserlerin izlerini taşımaktadır. Haç, bronz iğne, ağırlık, ağırşak, pişmiş toprak kap, işlenmiş kemik gibi çeşitli objeler bulunmuştur. Daha sonra 1993 yılında Chicago Üni. Adına Dr. Ronald L. Gorny tarafından yeniden incelenmiştir. Burada 1999 yılında başlatılan kazı çalışmaları devam etmektedir-Peyniryemez Köyü), Esenli ve Gelingüllü Barajı, Kerkenes Harabeleri (Kayıp Şehir Pteria olarak da bilinen bu yer, Anadolu'nun kalbinde yer alır. İç Anadolu'nun bu sessiz köşesinde, antik çağların gizemli hikayeleri yatmaktadır. Kerkenes Harabelerini ziyaret etmek, tarihle iç içe bir yolculuk demek. Burası, Hititlerden Perslere, Lidyalılardan Romalılara kadar birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır), Hitit Heykel Atölyesi (Sorgun Karakız ve Kazankaya Hitit Heykel Atölyeleri, Sorgun ilçesinde bulunan tarihi ve kültürel miras olarak görülüyor. Bu atölyelerde, Hititler tarafından bazalt taşlarından yapılmış heykeller, su sarnıçları ve diğer eserler görülebilir. Bu eserler, Hitit sanatının ve medeniyetinin izlerini taşıyor. Karakız Belediyesinin yakınında, bir aslan heykelinin bulunduğu kayalık alanda, yarı işlenmiş bazalt taşlar dikkat çekiyor. Bu taşlar, Hititlerin burada heykel yapmak için kullandıkları malzemelerdir. Bazı taşlar üzerinde, Hitit yazısı ve sembolleri de görülebilir. Kazankaya Mevkii'nde ise, 2 metre çapında oyulmuş bir su sarnıcı bulunuyor. Bu sarnıç, Hititlerin su ihtiyacını karşılamak için yaptıkları bir yapı olması ile öne çıkıyor. Sarnıcın yanında, yine yarı işlenmiş bazalt taşlar bulunuyor. Bu taşlar, Hititlerin burada da heykel yapmaya devam ettiklerini göstermektedir), Uşaklı Höyük, Çoban dede Türbesi, Gerikşekli Eşme, Tarihi Rum Ortadoks Kilisesi (Garipler Köyü Cami) (Bu kilise, dikdörtgen planlı, narteksli ve üç nefli bir yapıdır. Doğu Batı doğrultusunda uzanmakta ve bir ucunda yarım daire şeklinde bir apsis bulunmaktadır. Kilisenin çatısı kısmen yıkılmış olsa da, duvarları sağlam durmaktadır. Köşelerde, pencerelerde, kemer ve kapılarda kesme taş, diğer kısımlarda ise moloz taş kullanılmıştır. Kilisenin batı tarafında, girişin olduğu yerde, narteks adı verilen bir bölüm yer almaktadır. Kilisenin yapım tarihi kesin olarak bilinmese de 18. Veya 19. Yüzyılda inşa edildiği tahmin edilmektedir. Kilise, bir dönem cami ve sonra okul olarak kullanılmıştır. Bu nedenle içinde ve dışında bazı değişiklikler yapılmıştır. Bu esnada narteksin üzerine minare eklendiği, apsisin içine bir mihrap oyulduğu, duvarlara sıva atıldığı ve bazı pencereler kapatıldığı görülebilmektedir. Kilisenin içinde, Hristiyanlıkla ilgili bazı izler de görülebilmektedir. Apsisin kemerinde hac şeklinde bir süsleme duvarlarda fresk kalıntıları ve narteksin kuzey duvarında bir melek figürü bulunmaktadır), Şebek Yaylası (Eymir yolu üzerinde, Daşlı Dağların eteğinde yer alan yayla, 1700 metre yükseklikteki Gezbel Tepesi'nde bulunuyor. Burası yıllardır piknik alanı olarak kullanılıyor. Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından "Şebek Orman İçi Dinlenme Yeri" olarak ilan edilmiş. Çevre düzenlemesi, oturma alanları ve yağmur barınağı gibi tesisler yapılmış. Yaylanın adını veren Şebekpınarı'ndan akan suların şifalı olduğu da halk tarafından söyleniyor-Eymir),  Gelingülü Barajı, Mehmet Şakir Efendi Külliyesi (Gedikhasanlı Şakir Efendi Türbesi, Yozgat'ın Sorgun ilçesine bağlı Gedikhasanlı Köyünde bulunan tarihi ve manevi bir mekan. Burası, 19. yüzyılda yaşamış ünlü bir alim ve eğitimci olan Mehmet Şakir Suntay'ın (Gedikhasanlı Şakir Efendi) kabrinin bulunduğu yer olarak biliniyor. Şakir Efendi, Kayseri'nin Cami-i Kebir Mahallesi'nden gelip Yozgat'a yerleşmiş bir aileden geliyor. 1853 yılında Yozgat'ta doğan ve Osmanpaşa Medresesi'nde başladığı eğitimini Kayseri'de tamamlayan Gedikhasanlı Şakir Efendi, Yozgat'a döndükten sonra Demirli Medresede hem Osmanlı hem de Cumhuriyet döneminde müderrislik yaptığı için kent kültüründe önemli bir yere sahip olur. Nakşibendi tarikatına mensup olan Şakir Efendi, Yozgat ve Osmanpaşa'da sayısız öğrenci yetiştirir. Arapça, hadis, tefsir gibi din ilimlerinde uzman olan Şakir Efendi, devletten maaş almayı reddeder ve köyüne çekilerek imam-hatiplik yapar. Ömrünün son yıllarında iki gözünü kaybeden Şakir Efendi 1937 yılında vefat eder. Gedikhasanlı Şakir Efendi Türbesi, Şakir Efendi'nin sevenleri tarafından ziyaretgâh olarak yaptırıldı. Türbe, beyaz mermerden yapılmış küçük bir yapı olduğu için dikkat çekiyor. Türbenin üzerinde Şakir Efendi'nin hayatını anlatan bir kitabe bulunur. Türbenin yanında da Şakir Efendi'nin ailesinin mezarları yer almaktadır-Gedikhasanlı)

📍 Şefaatli

Şefaatli Kalesi, Tarihi Şefaatli Koşa Köprüsü (Köprü, yaya yolu ile birlikte 7,40 metre genişlikte, 35,20 metre uzunluğunda ve 5,20 metre yüksekliğinde olacak şekilde inşa edildiği görülebiliyor. Üç gözlü olan köprünün güney kısmındaki üçüncü göz, 1965-1970 yılları arasında betonarme olarak yapılmış. Koşa Köprüsü, Şefaatli ilçesinin simgesi haline gelmiştir), Şefaatli Tren İstasyonu, Vadi Park, Karasu ve Kanak Dereleri, Osman Fidan Parkı, Tokmak Hasan Paşa Cami 1773 (1773 yılında Çapanoğlu Süleyman Bey'in yanında bulunan Tokmak Hasan Paşa tarafından yaptırıldı. Cami, yığma taş örgü sistemiyle inşa edildi ve tek katlı ve kırma çatılı bir yapı olması ile öne çıktı. Kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlı olan caminin altta ve üstte pencere sıraları yer alıyor. Duvarlar sıva üzerine badanalı. Caminin minaresi ise sonradan eklenen spiralli ve tek şerefeli bir yapıya sahip. Camiye girdiğinde, mihraba doğru ilerledikçe kalınlaşan ve devşirme taş kaideler üzerine oturan sekiz adet serbest, dört adet yalancı ayak görebilirsin. Bu ayaklar, ahşap kirişler üzerine ahşap kaplama tavanı taşıyor. Ayakların üstleri, antik sütun başlıklarını andıran oymalarla süslü. Mihrap, duvar cephesinden dışa doğru taşın dikdörtgen bir pano içinde yer alıyor. Mihrap, duvar içine gömülen bir niş şeklinde yapılmış. Caminin içindeki kimi süslemelerin 1965 yılında yapılan ufak çaplı restorasyonla eklendiği biliniyor. Tokmak Hasan Paşa Camii, 2005 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından tescil edilerek koruma altına alınmıştır-Paşaköy)

📍 Yenifakıllı

Yenifakıllı Tren İstasyonu, Atatürk Heykeli, Yenifakıllı 100. Yıl Parkı, Karasu Çayı

📍 Yerköy

Tuzla Köprüsü (Tarih olarak 13. yüzyılda yaptırıldığı tarihçiler tarafından düşünülüyor. Köprü, ortadaki en yüksek olmak üzere, ırmak kenarlarına doğru daha küçük dört adet sivri kemerli açıklıktan oluşuyor. Tamamı kesme taştan inşa edilen köprünün üstte yine düzgün kesme taştan her iki yanda korkulukları bulunuyor), Kapucu Başı Çağanaoğlu Ahmet Paşa Cami (Cami, 18. yüzyılda Çapanoğulları ailesinden Kapucu Başı Çapanoğlu Ahmet Paşa tarafından yaptırıldı. Caminin kitabesi olmasa da, şamdanlardaki kitabelerden caminin yapım tarihi ve yaptıranı öğrenilebilir. Cami, üç sahınlı bir harimden oluşur. Harimi ayıran ahşap sütunlar, caminin iç mekanına sıcak bir hava katıyor. Mihrap, çokgen gövdeli bir niş şeklinde ve güney-kuzey ekseninden doğuya kaymış vaziyette. Minber ise basit bir ahşap işçiliği gösteriyor. Caminin kuzeyinde, önü balkon gibi çıkmış bir mahfil bulunuyor. Buradan caminin içini daha iyi görebilirsin. Caminin duvarlarında sekiz adet pencere bulunuyor. Bu pencereler, dıştan içe doğru genişleyerek camiye daha fazla ışık sağlıyor. Caminin içindeki tek süsleme, ahşap süsleme olarak biliniyor. Eskiden duvarlarda kalem işi süslemeler de vardı ancak zamanla kayboldu. Camiye, mihrap ekseninde yer alan yuvarlak kemerli bir kapıdan giriliyor. Bu kapının üzerinde, caminin yapımına katkıda bulunan ustaların isimleri yazılı. Caminin batısında ise 1957 yılında eklenmiş bir minare yer alıyor. Minare, caminin tarihi dokusuna pek uyduğu söylenemez. Saray Çapanoğlu Camii, Yozgat'ın kültür ve tarih mirasının önemli bir parçası olarak görülebilir. Cami, 2001 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından tescil edilerek koruma altına alınmıştır-Saray), Akpınar Köyü Parkı, İnler Kamp Alanı (Armağan)

🍽️ GALATA NEW GALAPERA RESTAURANT

Galata Köprüsü Altı, İstanbul

⭐ Google'da Yorum Yap
InstagramLinkedInPinterestTikTokX (Twitter)YouTube