50

Nevşehir

İç Anadolu Bölgesi

🍴 Yöresel Notlar

'Güzel Atlar Ülkesi' anlamına gelen (Farsça Katpatuka) Kapadokya Bölgesinin merkezinde yer alır. Bölgeye sırası ile Hititler, Frigler, Asurlar, Persler, Romalılar, Selçuklular ve Osmanlılar egemen olmuşlardır. Kapadokya Bölgesi M.S. 3. yüzyıldan itibaren Hristiyanlığın önemli merkezlerinden biri olmuştur. 11. ve 12. yüzyıllarda Selçukluların hizmetine girmiştir. Eski yerleşiminin 15. yüzyılda Karamanlılar döneminde Muşkara adıyla anıldığı bilinmektedir. Nevşehirli Sadrazam Damat İbrahim Paşa, küçük bir köy olan Muşkara'nın adını 1726 tarihinde "Yeni Şehir" anlamına gelen "Nevşehir" olarak değiştirmiş ve kalenin de aynı dönemde onarıldığı bilinmektedir. 1954 yılında il olmuştur.Peri Bacaları, yer altı şehirleri, şarabı, Avanos'ta çömlekçilik, testi kebabı, kabak çekirdeği, kilim ve halılarıyla meşhurdur.

📍 Nevşehir Merkez

Nevşehir Kalesi (Eski Roma yolu ve Bağdat İpek yolunun korunması amacıyla bir durak/karakol olarak kullanılmıştır. Kale burcunun oturduğu kayalığın yüksekliği (rakım) 1343 metre ve 1430 metrekarelik bir alanı kapsamaktadır. Çokgen planlı 42 mazgalı, 4 burcu, doğuda ve batıda olmak üzere 2 kapısı vardır. Gövdesi genellikle alanda bulunan bazalt taşlardan yapılmıştır. Yapılan restorasyon çalışmalarında mazgallar, pencereler ve kapı cevreleri Nevşehir sarı taşlarıyla örülmüştür. Sur duvarları sağlam olan kale doğu-batı yönündedir. " İş bu kal'a bidayeten Bizanslılardan kalma olup, Saniyen Karamanoğulları tarafından imar ve ihya olunmağla,.. (okunamamıştır) Mahalle sakinlerinin sa-i gayretleri ile Kal'a kapusunun müceddeten ihya edüldüğü... 8 Safer 1291" Bu kitabe, 1875 tarihli olup, sonradan tahrip olmuştur), Nevşehir Belediyesi Paşa Konağı, Kayaşehir VR Digital Deneyim Müzesi (Girişi ücretsiz. Kaleyi gezdikten sonra sanal da olsa size balon deneyimini yaşatmak için hazırlanmış bir alan. Gerçeği gibi olmasa da insana hoş bir deneyim yaşatıyor. VR gözlük kullanarak yapılıyor. Belli yaşın altındaki çocuklar sağlık nedeniyle sanırım bu deneyime katılamıyor), Kayaşehir Rocktown (Kayaşehir, toplamda yaklaşık 437.400 metrekarelik bir alanı kaplamaktadır. Bu devasa yerleşimin yalnızca kale etrafında bulunan 123.000 metrekarelikkaya oyma yamaç yerleşiminde geçmişi 6.yüzyıla uzanan manastırı, 13. yüzyılın ilk çeyreğine (1215- 1217) tarihlenen bir Bizans dönemi kaya kilisesini, çok katlı mezarları, kamusal alanı, dini ritüel ve tören/toplantı alanını, günlük yaşam mekanlarını, iş atölyelerini, kilit taşları ile desteklenmiş geçitleri, su tünellerini, bezirhanelerini, at ahırlarını ve dahasını keşfetmek mümkündür. Alan üzerinde 320 adet mekân açığa çıkarılmış olup, 700 galeri oda mevcuttur. Yüzlerce odadan oluşan yer altı şehrindeki mekânlar birbirlerine uzun galeriler ve labirent gibi tünellerle bağlanmıştır. Mevcut bulgular ışığında, dönemin önemli sanayi kuruluşu olan 6 tane bezirhaneye ulaşılmıştır. Bezirhanelerde keten tohumu başta olmak üzere çeşitli bitkilerden elde edilen bezir yağı, ilaç sanayi, vernikleme, mutfakta yemek yağı ve kandiller için olmak üzere çeşitli amaçlarla kullanılmıştır. Buranın yerleşim yeri olarak tercih edilmesinin en önemli nedeni, hem vadinin içinden akan derenin varlığı, hem de jeopolitikaçıdan son derece güvenli olmasıdır. Buluntular arasında, bölgede günlük hayatta kullanılan öğütme taşları, el değirmenleri, kalıplar, çanak çömlek, metal buluntular, ahşap kullanım aletleri gibi malzemeler yer almakta olup; 708 adet lüle ile ülkemizde aynı yerden çıkan muazzam lüle koleksiyonuna ulaşılmıştır. II. Mahmut döneminden itibaren (1808-1839) ağırlıklı olarak Sultan Abdülmecit ve Sultan Abdülaziz dönemlerine tarihlenen 40 adet sikkenin yanı sıra, 18. ve 19. yüzyıllara tarihlenen 270 adet kandil, 45 adet değirmen taşı, 12 adet ezgi taşı, 21 adet tömbeki, 51 adet şamdan ve Cumhuriyet dönemine tarihlenen 46 adet kalıp gibi çok sayıda eser bulunmuştur. Kalede bulunan bir yer altı şehri ağı. Aslında daha çok yüzeye paralel kazılmış bir yerlesim kompleksi de denilebilir. Diğerlerini görünce sönük kalabilir ancak yer altı şehri kavramını anlamak için güzel bir başlangıç. Çocuklar için ücretsiz yetişkinler 20 TL. Kaleye geldiyseniz uğranabilir), Eskili eski Cami, Yeni Cami, Dere Cami, Kaya Cami, Meryem Ana Kilisesi (Kayaşehir bölgesinde 1849 yılında yaptırılan ve 1924 yılındaki mübadele dönemine kadar yörede yaşayan Rum azınlık tarafından kilise olarak kullanılan tarihi Meryem Ana Kilisesi, Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı'nın öncülüğünde gerçekleştirilen restorasyon ve konservasyon çalışmalarının ardından ziyarete açılmıştır), Nevşehirli Damat İbrahim Paşa Külliyesi ((1139'da (1726-27) tamamlanmış olup Osmanlı tarihinde Lâle Devri (1718-1730) diye adlandırılan ve Batılılaşma dönemine geçişte önemli bir yeri olan devrede Anadolu'da inşa edilmiş geniş bir külliyedir. Damad İbrâhim Paşa'nın doğum yeri olan Niğde sancağı kazalarından Ürgüp'e bağlı Muşkara köyünün adı, bu külliyenin tamamlanmasından ve bânisinin orada yaptırdığı diğer imar faaliyetlerinden sonra Nevşehir olarak değiştirilmiştir. Külliyenin arsası için köyün dışında bulunan Çifte Han'ın civarındaki harman yerleri sahiplerinden satın alınmıştır. İnşaatta çalışacak ustalar, Hassa mimarbaşı Mehmed Ağa ve bina emini İsmet Ağazâde Seyyid Mustafa Ağa ile birlikte İstanbul'dan gönderilmiştir. İbrâhim Paşa mimarbaşıya, bina eminine ve Muşkara kadısına yazdığı bir hükümle, külliyenin inşaatı için Muşkara'ya giderken Gebze'de Çoban Mustafa Paşa Külliyesi'ni inceledikten sonra yola devam etmelerini emretmiş ve onlardan inşaata İstanbul'daki külliye yapıları kadar özen göstermelerini istemiştir. Bina emini Seyyid Mustafa'nın inşaat başladıktan bir müddet sonra ölümü üzerine yerine tayin edilen Osman Ağa da ölünce bu göreve Mustafa Ağa getirilmiştir. İnşaat sürerken İbrâhim Paşa İstanbul'daki yalılarını yapan Serkis Kalfa'yı kontrol için Muşkara'ya göndermiştir. İbrâhim Paşa inşaat faaliyetlerinin yanı sıra Muşkara'nın gelişmesi için çeşitli idarî değişiklikler de yapmış, Ürgüp'te kurulan pazarı buraya taşımış ve Nevşehir'i kaza merkezi haline getirmiştir. Ayrıca halkın bütün vergilerinin kendi vakfından ödenmesini sağlayıp Nevşehir'de yaşamayı cazip hale getirdiği gibi nüfusunu arttırmak için civarda yaşayan aşiretleri ve Kayseri'ye sonradan yerleşen zenginleri Nevşehir'e iskân etmiştir. Külliye cami, medrese, sıbyan mektebi, imaret, kervansaray, hamam ve iki çeşmeden oluşmaktadır. Eğimli bir araziye yerleştirilen külliyede cami, medrese, sıbyan mektebi ve imaret, batı ve doğu yönlerinde istinat duvarlarıyla sınırlandırılmış bir alan üzerinde inşa edilmiştir. Ortasından Câmi-i Cedîd caddesi geçen bu alanın doğusunda cami, batısında sıbyan mektebi, medrese ve imaret, biri cami avlusunun güney duvarının dışında, diğeri sıbyan mektebi avlusunun köşesindeki istinat duvarının üzerinde olmak üzere iki çeşme bulunur. Hamam bu sahanın kuzeyindeki eğimli arazi üzerindedir. Cami avlusunun altında yer alan kervansarayın girişi ise Câmi-i Cedîd caddesi tarafında bir istinat duvarı ile çevrelenmiştir. Külliye yapılarının hepsinde ve çeşmelerin birinde yapım tarihini veren en azından birer kitâbe vardır. Kitâbelerin oldukça uzun olan metinleri Nedîm ve Seyyid Vehbî gibi dönemin önemli şairleri tarafından yazılmış, kitâbe taşları da İstanbul'da hazırlanarak Nevşehir'e gönderilmiştir (metinleri için bk. Aktuğ, s. 83-108).

🍴 Yöresel Notlar

Cami. Kare planlı harem ve mihrap önü bir niş şeklinde güney duvarından çıkıntı yapan bir şemaya sahiptir. Yörede çıkarılan kalker taşlarından kesme taş örgülü beden duvarlarında, içte kubbeden gelen yüklerin alındığı kısımlarda sütun görünümü verilmiş altı adet geniş yivli, yarım daire kesitli gömme ayak bulunmaktadır. Dışta da doğu ve batı duvarlarında aynı noktalarda ve haremin güneydoğu ve kuzeybatı köşelerinde iki yönde birer dikdörtgen kesitli ayak vardır. Sekiz destekle taşınan kubbeye geçiş tromplar ve aralarındaki pandantiflerle sağlanmıştır. Tromp baş kemerleri ve yan duvarlar üzerindeki kemerler arasına yerleştirilen pandantiflerle kubbe eteğinin dairevî planı elde edilir. Yarım küre kesitli kubbenin içte tepe noktasında külliyenin diğer yapılarındaki kubbelerde olduğu gibi kubbe yüzeyinden girinti yapan sekizgen bir göbek bulunur. Haremin kuzey kısmında, giriş kapısının iki yanında dört adet sekizgen kesitli mermer sütun üzerinde birer mahfil yer almıştır. Caminin içi, beden duvarlarında iki, örtüye geçiş bölgesi ve kubbe eteğinde birer sıra pencere ile aydınlatılmaktadır. Harem kısmının doğu ve batı cephelerinde dörder, kuzey ve güney cephelerinde ikişer, mihrap duvarında iki, diğerlerinde birer adet olan pencere dizisi ahşap kapaklı, düz lentoludur ve üzerinde silmeli taş söveler vardır. Ahşap kanatlı, basık kemerli giriş kapısı hem içte hem cephede sivri kemerli birer niş içine yerleştirilmiştir. Haremin kuzeydoğu köşesinde yer alan minarenin kare planlı kaidesi yapının kütlesinden dışarıya taşar. Son cemaat yerinden basık kemerli bir kapı ile çıkılan tek şerefeli minare kesme taş örgülüdür. Onaltıgen planlı bir gövdeye sahip olan ve barok özellikler gösteren empire (ampir) üslûbunda tezyin edilmiş şerefesiyle minarenin XIX. yüzyılda tamir edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Halen ibadete açık ve bakımlı bir durumda olan caminin avludan üç basamakla çıkılan son cemaat yeri beş kubbelidir.

🍴 Yöresel Notlar

Şadırvan. Ön avluda, cami giriş kapısı ve mihrap ekseni üzerinde yer alır. Şadırvanın konik külâhla üstü kapatılmış olan onikigen planlı mermer su haznesinde çeşmelerin bulunduğu yüzeyler köşelerde sütunlarla birbirinden ayrılmıştır. Sekiz adet sekizgen kesitli baklavalı başlıklı mermer sütun kâgir kubbeyi ve 2 m. genişliğindeki ahşap saçağı taşımaktadır. Halen bakımlı bir durumda olan şadırvan maksadına uygun olarak kullanılmaktadır.

🍴 Yöresel Notlar

Medrese. Bugün Damad İbrâhim Paşa Halk Kütüphanesi adıyla kütüphane olarak kullanılan medrese camiyle aynı alan üzerinde, caminin batısında Câmiicedîd caddesinin karşı tarafında bulunmaktadır. Medresenin arkasında topografik sebeplerle oluşan üçgen kısım, içinde helâların bulunduğu ikinci derecede bir avlu olarak değerlendirilmiştir. Kareye yakın dikdörtgen planlı medrese, revaklı bir avlu etrafına dizilmiş bir baş oda, on yedi medrese odası ve doğu-batı doğrultusunda medreseye giriş ve avluya geçiş eyvanlarından oluşan bir plan şemasına sahiptir. Baş odası medresenin kuzeydoğu köşesine yerleştirilen yapı, klasik medrese plan şemasından farklılık gösterir. Giriş kapısı güneyde, giriş revakına açılan baş oda batı cephesinde üç, doğu cephesinde revaka açılan bir adet ahşap kapaklı pencere ve bunların üzerinde kuzey ve doğu duvarlarında duvar eksenine yerleştirilmiş petek vitraylı birer tepe penceresiyle aydınlatılmaktadır. Duvarlarında ve kubbesinde Lâle Devri kalem işlerinden güzel örnekler bulunan baş odada ocak yoktur. Duvarlarda beş kitap nişi, güney duvarında nişle kapı arasında mermerden üst üste yerleştirilmiş dört adet kedi gözü ve alt sıra pencerelerle tepe pencereleri arasında odayı çepeçevre kuşatan bir ahşap sergen bulunur. Baş oda ve diğer odaların kapıları basık kemerlidir. Baş oda kapısının üzerinde mermer kitâbe taşı vardır. Medresenin giriş kapısı, dikdörtgen bir çerçeve içinde kemer taşları geçmeli olarak örülmüştür. Üzeri kurşun kaplanmış geniş bir saçakla korunan kapıda, dikdörtgen çerçeve ile kemer arasında medresenin kitâbesi yer alır. Revak örtüsü, mermerden kare kaideler üzerine oturan mermer başlıklı sütunlarla taşınır. Medresenin iç avlu ve arka avlu döşemesi taş kaplamadır.

🍴 Yöresel Notlar

İmaret. Caminin batısında medrese ile sıbyan mektebi arasında Câmiicedîd caddesine paralel bir konumda yer alan imaret, avlunun kuzeyine yerleştirilmiş bir mutfak ve iki oda ile, avlunun batısındaki tuvaletler ve avlunun güneyindeki sıbyan mektebinin altındaki kayaya oyulmuş depo mekânından meydana gelmiştir. Külliyenin diğer yapıları gibi imaret de kesme taş örgü tekniğinde örülmüştür. Günümüzde de aşevi olarak kullanılmaktadır.

🍴 Yöresel Notlar

Sıbyan Mektebi. Yapı grubunun güneyinde bulunan sıbyan mektebi ve avlusu cami, medrese ve imaretin bulunduğu alandan daha yüksek bir kotta inşa edilmiştir. Üçgen bir arsa üzerinde yaptırılan sıbyan mektebi, imaretin avlu duvarına birleştirilerek batısında ve güneyinde üçgen avlular oluşturulmuştur. Mektep, dörtgen planlı bir dershane ve güneyinde iki üniteli revaktan oluşan bir plan şemasına sahiptir. Revakın sokak cephesinde bir pencere bulunmaktadır. Biri revaka, ikisi sokağa ve ikisi imaret avlusuna açılan beş penceresi olan dershanenin içinde bir ocakla bir dolap nişi mevcuttur. Halen Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfı tarafından erzak deposu olarak kullanılmaktadır.

🍴 Yöresel Notlar

Hamam. Külliyenin kuzeyinde, Câmiicedîd caddesiyle Belediye caddesini birleştiren yokuş üzerinde ve kervansarayın karşısında yer alır. Bugün de erkeklere hizmet veren hamamın soğukluk kısmı, iki yanında basık beşik tonozla örtülü birer oda bulunan giriş eyvanı ve bunların açıldığı kubbe örtülü kare bir mekândan oluşur. İçerisi, kubbenin tepesindeki sekizgen planlı aydınlatma feneriyle aydınlatılır. Ortasında sekizgen planlı fıskıyeli mermer bir havuz bulunan mekânı, güneybatı ve kuzeydoğu duvarları boyunca taştan yapılmış bir sedir çevreler. Ilıklık bölümü soğukluk kısmını "L" şeklinde kuzeybatı ve kuzeydoğu yönünden sarar. Dıştan sekizgen bir kasnakla desteklenmiş kubbe ile örtülü sıcaklık kısmında geçiş öğesi dilimli tromplar ve aralarındaki pandantiflerle sağlanmıştır. Külhan sıcaklığın kuzeydoğusuna yerleştirilmiştir.

🍴 Yöresel Notlar

Kervansaray. Girişi, külliyenin diğer yapılarının bulunduğu kottan ayrı bugünkü Belediye caddesi üzerinde olan kervansaray cami avlusunun altında tasarlanmıştır. İki kısımdan oluşan kervansarayın büyük bölümü cami avlusunun oturduğu kayanın içine oyulmuştur. Birinci bölüm dokuz ayakla taşınan beşik tonozlarla örülmüştür. Giriş cephesindeki dört aksın içi boş bırakılarak giriş sağlanmıştır. İlk bölümden daha alçak olan ikinci bölüm ise ortasında kayadan oyulmuş iki adet kolonumsu destek bırakılarak tamamen kaya içine oyulmuş bir mekândır. Halen dört açıklığından üçünün önü kısmen örülmüş olup bir açıklıkla ikinci kısmın girişine demir parmaklıklı bir kapı takılarak belediye deposu halinde kullanılmaktadır. Bugün kervansarayın önünde bulunan boş alanın bir bölümünde, muhtemelen İbrâhim Paşa'nın inşaat sırasında yolladığı hükümlerden birinde yapılmasını istediği "İstanbul hanlarına benzer yirmi otuz odalı bir han" inşa edilmiş olmalıdır. Külliyede tezyinata en çok camide ve medrese baş odasında rastlanmaktadır. Süsleme unsuru olarak kalem işi ve taş başta olmak üzere ahşap, vitray, alçı ve çok az sayıda çini kullanılmıştır. Motifler Lâle Devri'ne has natüralist üslûpta çiçek, kıvrık sap ve yaprak düzenlemelerinden oluşur. En yoğun bezeme türü olan kalem işine caminin harem ve son cemaat yeriyle şadırvan ve medrese baş odasında rastlanmaktadır. Caminin ve medrese baş odasının kapı ve pencere kapakları ile şadırvan örtüsü saçağında fazla dekoratif olmayan ahşap bezeme, caminin alt sıra pencereleri dışında bütün pencerelerinde ve baş odanın tepe pencerelerinde ise vitray kullanılmıştır. Nevşehirli Damad İbrâhim Paşa Külliyesi, genel hatlarıyla klasik Osmanlı mimarisinin bir devamı olarak görülmekle birlikte külliyenin camii barok mimari özellikleri hatırlatan bazı yenilikler sergilemektedir. Bu yeni yaklaşımlar, Osmanlı mimarisinde Batılılaşma yolundaki değişimlerin Lâle Devri'nde başladığını göstermektedir), Kurşunlu Cami, Damat İbrahim Paşa Parkı, Belediye Meydanı, Nevşehir Asmalıkonak, Nevşehir Polisevi (0384.2135751), Acıgöl Dağı Zirvesi ve Gölü, Ihlara Vadisi (Bahçelievler), Zaman ve Mekan Parkı, Heykel Parkı "Zaman ve Mekan", İlginç Arkeolojik Desenler, Değirmen Taşı Figürü, At Figürü Tarihi, Dikilitaşlar Avanos (İsalı-Gaferli-Avcılar), Balkon Seyir Tepesi, Kepez Tepesi, Arzu ile Kamber, Çat Vadisi (Nar), Hisar Tepe (Göre), Göre Harabeleri Açık Hava Müzesi (Göre), Göre Verici Tepesi, Oylu Dağı Zirve (Esentepe), Aşıklı Dağı, Güvercinlik Köy Evi Yer Altı Şehri (Güvercinlik), Çardak Saray Yer Altı Evi (Çardak Köyü), Güvercinlik Vadisi (vadi manzarası, antik mağaralar ve oyma güvercin yuvaları bulunan sakin yürüyüş yolu), Peri Bacaları Kapadokya Sıcak Hava Balon Merkezi, Uçhisar Kalesi (Bir Kaya çıkıntısına yerleşmiş olan, tarihi yüzlerce yıl öncesine uzanan ve Kapadokya'ya tepeden bakan kale), Uçhisar Peri Bacaları, Yürüyüş Parkuru, Tiraz Kalesi (Tekelli-Uçhisar), Best of Kapadokya Manzara Seyir Noktası (Aydınlı-Göreme), Kapadokya Manzara, Kapadokya Panoramik Manzara, Balon Seyir Terası (Aydınlı-Göreme), Tatildokya (Bazıları otel olarak kullanılann sıra dışı tüf ve bazalt kaya oluşumlarının bulunduğu bölge), Göreme Roma Kalesi ve Mezarı, Göreme Vatan Kahramanları Anıtı, Göreme Aşıklar Tepesi, Bağlıdere Vadisi-Aşk Vadisi-Love Valley (Yürüyüş Alanı), Peri Bacaları, Balon ve Seyir Terası, Aşıklar Vadisi'nin Girişinde 3 Peri Kulesi (İsali-Gaferli-Avcılar), Görkündere Peri Bacaları (Göreme), Rocket Vadisi-Görkündere Yürüyüş Alanı, Zemi Vadisi (İsalı-Gaferli-Avcılar), El Nazar Kilisesi (Tek bir kaya parçasına oyulan ve renkli freskler içeren 10. Yüzyıl kilise kalıntıları), Gizli Kilise (Tekelli Zemi Vadisi Yolu, Mağara Kompleksi, Kılıçlar Varisi Kanyonu (İsalı-Gaferli-Avcılar Göreme), Kılıçlar Vadisi (Oldukça derin kanyonlara sahip bir vadi. Vadi içerisinde su tünelleri de bulunuyor. Yürüyüş sırasında kilise, güvercinlik gibi kayma oyma yapılar görülebiliyor. Birkaç noktada merdivenle iniş var, deneyimsiz yürüyüşçüler için riskli olabilir), Göreme Milli Parkı Kapadokya, Göreme Panorama, Müze Seyir Alanı, Günbatımı ve Doğumu Balon Seyir Noktası, Göreme Açık Hava Müzesi (Giriş Ücreti kişi başı 480 TL. Rahipler ve Rahibeler Manastırı: Müze girişinin sol tarafında yer alan 6-7 kattan oluşan kaya kütlesi "Rahibeler Manastırı" adıyla bilinir. Bu manastırın ilk katındaki yemekhanesi, mutfağı ve birkaç odası ile 2.katındaki yıkık şapeli günümüzde de gezilebilecek durumdadır. 3. Katta bulunan kilisesi çapraz kubbeli olup dört sütun ve üç apsisten oluşmaktadır. Ana apsisteki templona Göreme'deki diğer kiliselerde pek rastlandığı söylenemez. Rahipler ve Rahibeler Manastırı'nda doğrudan kaya üzerine yapılmış olan İsa freskinin yanında kırmızı bezemeler halen görülebilmektedir. Manastırda katlar arasındaki bağlantı ise tüneller yardımıyla sağlanmıştır. Dışardan gelebilecek tehlike anında tünelleri kapatmak üzere yeraltı şehirlerinde olduğu gibi "sürgü taşları" kullanılmıştır. Sağ tarafta bulunan Rahipler Manastırı'nda ise erozyondan dolayı katlar arasındaki geçişler kapanmış, bundan dolayı yalnızca giriş katında bulunan birkaç oda gezilebilir durumdadır.

📍 Aziz Basil Şapeli

Müzenin hemen girişinde bulunan şapelde sütunlarla ayrılmış nartekste mezar çukurları bulunmaktadır. Aziz Basil Şapeli, 11. Yüzyılda inşa edildiği düşünülmektedir. Şapelde bulunan sahnelerden bahsedecek olursak; Ana apsiste İsa portresi, ön yüzünde Meryem ve çocuk İsa, kuzey tarafında at üzerinde Aziz Theodore, güney tarafında ise yine at üzerinde ejderle savaşan Aziz George tasviri, Aziz Demetrius ve 2 azize tasviri yer almaktadır.

📍 Elmalı Kilise

Elmalı Kilise, dokuz kubbeden, dört sütundan ve üç apsisten oluşmaktadır. Giriş noktası güney yönünden olsa da kiliseye kuzeyden açılan tünel sayesinde giriş sağlanabilmektedir. Kilisenin süslemeleri ise doğrudan duvara kırmızı boya ile yapılmış olan haç ve geometrik motiflerden oluşmaktadır. Kilisenin inşa edildiği tarihin 11. Yüzyıl sonları ile 12. Yüzyılın başları olduğu tahmin edilmektedir. Elmalı Kilise'de bulunan sahnelerden bahsedecek olursak; Deesis, doğum, üç müneccimin tapınması, vaftiz, Lazarus'un diriltilmesi, başkalaşım, Kudüs'e giriş, son akşam yemeği, ihanet, İsa Golgota yolunda, İsa çarmıhta, İsa'nın gömülmesi, İsa'nın cehenneme inişi, kadınlar boş mezar başında, İsa'nın göğe çıkışı ve aziz tasvirleri yer almaktadır. Yine bu tasvirler dışında İbrahim Peygamber'in misafirperverliği ve üç yahudi gencin fırında yakılması sahneleri de resmedilmiştir.

📍 Azize Barbara Şapeli

Elmalı Kilise'nin bulunduğu kaya blokunun arka bölümünde kalan Azize Barbara Şapeli'nde motifler, doğrudan kırmızı boya ile kaya üzerine resmedilmiştir. Hem duvarlarda hem de kubbede çeşitli geometrik motifler, mitolojik hayvanlar ve askeri semboller yer almaktadır. Ayrıca duvarlar üzerinde taş  görünümü veren motifler de bulunmaktadır.Kilisenin inşa edildiği tarihin ise 11.yüzyılın ikinci yarısına denk geldiği tahmin edilmektedir. Azize Barbara Şapeli'nde bulunan sahnelerden bahsedecek olursak; Ana apsiste İsa pantokrator, kuzey haç kolunda at üstünde ejderle savaşan Aziz George ve Aziz Theodore, batı haç kolunda da Azize Barbara tasviri yer almaktadır.

📍 Yılanlı (Aziz Onuphrius) Kilisesi

Kiliseye giriş kuzey tarafından olup kilise tonozunun her iki tarafında da Kapadokya'daki saygın azizlerin tasvirleri yer almaktadır. Kilisenin inşa edildiği tarihin 11. Yüzyıla denk geldiği tahmin edilmektedir. Yılanlı Kilisesi'nde bulunan sahnelerden bahsedecek olursak; sol elinde İncil tutan İsa ve hemen yanında kilisenin banisi, Aziz Onesimus, ejderle savaşan Aziz George ve Aziz Theodore, gerçek haçı tutan Helena ve oğlu Konstantin; tonozun batı kısmında ise çıplak, uzun saçlı ve önünde palmiye ağacı olan Aziz Onuphrius, yanında takdis pozisyonunda duran Aziz Thomas ve elinde bir kitapla Aziz Basil yer almaktadır. Kiler / Mutfak / Yemekhane: Her üç yapı da yan yana olup birbirleriyle bağlantılı konumdadır. Kiler bölümünde erzakları depolamak için oyuklar yer almaktadır. Mutfak bölümünde ise yöre köylerinde hâlâ kullanılan topraktan yapılma "tandır" adı verilen ocak yer almaktadır. Son bölüm olan yemekhanede ise 40 -- 50 kişinin aynı anda yemek yiyebileceği taşran sıra ve masa bulunmaktadır. Masanın hemen sağ tarafında ise üzüm ezmek için bir de şırahane bulunmaktadır.

📍 Karanlık Kilise

Buraya Karanlık Kilise denmesinin nedeni, narteks kısmındaki ufak bir pencereden çok az ışık almasından dolayı Karanlık Kilise denmektedir. Kilise, zengin süslemelere sahip olup Tevrat kaynaklı sahneler de resmedilmiştir. Kilisenin 11. Yüzyıl sonu ile 12.yüzyıl başlarında inşa edildiği tahmin edilmektedir.

📍 Azize Catherine Şapeli

Karanlık Kilise ile Çarıklı Kilise arasında bulunan Azize Catherine Şapeli'nde yalnızca naos bölümünde figürler bulunmaktadır. 11. Yüzyılda inşa edildiğine inanılan şapeli Anna adındaki donorun yaptığı düşünülmektedir.

📍 Çarıklı Kilise

Kilisede resmedilen sahnelerde İsa'nın hayatını konu alan siklus, İbrahim Peygember'in misafirperverliğini gösteren Tevrat sahnesi, aziz ve bani tasvirleri oldukça iyi biçimde korunmuştur. Elmalı ve Karanlık Kilise'ye de benzeyen Çarıklı Kilise'de, İsa'nın çarmıha gerilişi ve çarmıhtan alınış sahneleri de bulunmaktadır. Çarıklı Kilise denmesinin nedeni ise; İsa'nın göğe yükseliş sahnesinin altında yer alan ayak izlerinden dolayı Çarıklı Kilise denmektedir.

📍 Tokalı Kilise

 Bölgede bulunan en eski kaya kilisesi olduğu düşünülen Tokalı Kilise, 4 mekândan oluşmaktadır. Bu mekanlar; Tek Nefli Eski Kilise, Yeni Kilise, Eski Kilise'nin altındaki Kilise, Yeni Kilise'nin kuzeyindeki Yan Şapel şeklinde adlandırılmaktadır. 10. Yüzyılda inşa edildiğine inanılan kilise, Göreme Açık Hava Müzesi'nde bulunan en önemli kiliselerin başında gelmektedir), St. Eustachius Şapeli, Tokalı Kilise, , Göreme Milli Parkı, Müze Seyir Alanı, Ortahisar Kasabası Göreme Müzesi, Göreme Açık Hava Müzesi Kültür Yolu, Masa Mağarası, Aziz Basil Şapeli, Çarıklı Kilise (The Church with Sandals), Azize Catherine Şapeli, Fırkatam Kilisesi, Karanlık Kilise (Kaya mağarasının içine inşa edilen bu karanlık kilise, canlı renkli freskleri ve tonozlu tavanlarıyla bilinmektedir), Durmuş Kadir Kilisesi, Malta Haçlı Kilise, Pantokrator Kilisesi, Yılanlı Kilise, Capilla de Santa Barbara, Elmalı Kilise, Kaymaklı Yer Altı Şehri (Kaymaklı Köyü), Kaymaklı Kilise (Kaymaklı Köyü), Karamanoğlu Cami (Kaymaklı)

📍 Acıgöl

Tatların Yeraltı Şehri, Tatların Barajı Park ve Rekreasyon Alanı, Hasan Dede Türbesi-Tekke (Yuva), Topata Yazıtı (Ağıllı)

📍 Avanos

Chez Galip Saç Müzesi, Avanos Manzara Seyir Noktası, Kızılırmak, Kızılırmak Köprüsü, Tahta Köprü, Kızılırmak Mesire Alanı, Alaaddin Hamamı, Alaaddin Cami 1202 (Selçuklu sultanı I. Alaaddin Keykubat tarafından 1202 senesinde yaptırıldığı bilinmektedir.. Avanosun merkezinde yapılan bu cami avanos'da bilinen ilk camidir. Selçuklu döneminde yapılan bu cami sonraki dönemlerde yapılan onarımlarla ve eklerle Selçuklu özelliğini tümüyle yitirmiştir. Bugünkü konumu ile cami geçirdiği onarımlar ve eklerden ötürü üç ayrı bölüm halindedir. Bu bölümlerden birinci bölüm caminin yapıldığı ilk döneme aittir. Kesme taştan, kare planlı olan bu bölüm tromplu bir kubbe ile örtülmüştür. İbadet mekânı mihrap nişinin üzerindeki pencerelerden aydınlatılmış olup, mihrabı da geç dönemde yapılmıştır. Bu nedenle de bir özellik taşımamaktadır. Bu bölümden sivri kemerle ikinci bölüme geçilmektedir. İkinci bölümün XVI. yüzyılda Hacı Mehmet isimli bir kişi tarafından yapıya eklendiği söylenmektedir. Bu bölüm dikdörtgen planlı, beşik tonozlu olup, diğeri gibi kesme taştan yapılmıştır. İkinci bölümde kuzey yönündeki bir kapı ve pencere ile üçüncü bölüme açılmaktadır. Caminin üçüncü bölümü 1963-1964 yıllarında yapılan onarım sırasında buraya eklenmiştir. Dikdörtgen planlı ve üç sahınlı olan bu bölümün üzeri beşik tonozla örtülmüştür ve mimari bir özellik taşımamaktadır. 1948 yılında yapılan onarımda bugün görünen minare eklenmiştir), Ayvalı Han Restaurant, Akhal Teke At Binme Etkinliği, Hacı Aşık Konağı Otel, Kapadokya Yaşayan Miras Müzesi, Avanos Yel Değirmeni, Güray Müze (Modern Sanat Müzesi), Chez Galip Seramik Müzesi, Meryem Ana Kilisesi, Toprak Tepe (Yürüyüş Alanı), Tavşan Vadisi (Rabbit Valley), Paşabağ Vadisi (Özellikle Aziz Simon'un inzivaya çekildiği kilise ve odası yer alır), Zelve Dağı Yürülüş Alanı, Zelve Vadisi, Zelve Kilise 6, Zelve Açık Hava Müzesi, Annunaki Dağı Yürüyüş Alanı (Aktepe), Aziz Agentangeus (3 Haçlı Kilise (Çavuşin), Haçlı Kilise (Çavuşin), Gizli Mağara Kilisesi, Kızılvadi Fotoğraf Noktası, Direkli Kilise (Çavuşin), Çavuşin Köyü Eki Kaya Cami, Küçük Kilise (Çavuşin), Çavuşin Kilisesi (Çavuşin),Tarihi Ev, 3 Kafalar (Paşabağ yolu-Çavuşin), 9 Kardeşler Peribacaları (Nine Brothers), Vaftizci Yahya Kilisesi (Çavuşin), Çavuşin Kalesi, Günbatımı Seyir Alanı, Tarihi Ev, Çavuşin Vadisi Yürüyüş Alanı, Dikilitaş Avanoslar, İlginç Arkeolojik Desenler (Avcılar), Geç Tümülüsü, Belha (Özkonak), Özkonak Yeraltı Şehri (Özkonak), Kızılırmak Nehri, Göynük Mesire Alanı (Gözenekli), Balık Avı Noktası, Offroad Köşe Kümesi (Bozca), Poyraz Dağı (Bozca)

📍 Derinkuyu

Derinkuyu Yer Altı Şehri (Çoğu ziyaretçilere açık olan tünel ve odalardan oluşan 8 katlı dev Bizans dönemi yer altı şehri. Kapadokya bölgesinin en büyük yeraltı şehri. 13 kat olduğu ve 85 metre derinliğe indiği biliniyor. Şu an 8 katı yani yaklaşık 50 metresi gezilebiliyor. Müze kartla giriş yapılabiliyor yakınında ücretli otopark ya da ara sokaklarda ücretsiz park yerleri mevcut. Yeraltı şehir kırmızı ve mavi okları talip edilerek gezilebiliyor yoksa çıkış yolu arama sorunu yaşanabiliyor. Üst katlar genelde hayvanlara barınak olarak kullanılmış diğer katlarda yaşam alanları mutfak kiler depo gibi alanlar mevcut. Kilisenin bulunduğu son ziyaret katına inmek için oldukça uzun ve dar bir tünelden geçiliyor. Nefes ve kalp konusunda rahatsızlığı olanların dikkatli olması gerekir. Meraklıları için mutlaka bu deneyimin yaşanması gerekir. Derinkuyu yeraltı şehrini ziyaret edenler hemen yakınında bulunan Üzümlü kilisesini de mutlaka uğramalı. Giriş 50 tl. ), Üzümlü Kilise, Malakopi Evi, Derinkuyu Eski Rum Kilisesi, Ortodoks Kilisesi, Aziz Nicholas Kilisesi, Hakkı Atamulu Kültür Parkı, Kaymaklı Yer Altı Şehri, Özlüce Yeraltı Şehri (Özlüce), Tilki Köyü, Dolay Han, Savak Yaylası (Çakıllı), Doğala Hanı Kervansaray (Doğala Köyü), Bayraklı Tepe (Doğala Köyü)

📍 Gülşehir

Gümüşkent Yeraltı Şehri, Koca Oda, Gümüşkent Değirmen Deresi Vadisi, Nevşehir Kapadokya Havalimanı (NAV), Onur Yıldırıcı (Tuzköy Mahallesi), Nevşehir Hacı Bektaş Veli Tuzlası (Tuzköy), Kurşunlu (Seyit Mehmet Paşa) Cami, St. Jean Kilisesi, Eski Kilise, Hz. Ömer Cami, Aziz Dimitros Rum Kilisesi (Çlışanlar), Gül Heykeli, Kızılırmak, Gülşehir KAYA Lunapark, Açık Saray Müzesi, Gülşehir Mantarkaya Peribacası (Açıksaray), Alaaddin Cami (Tuzköy), Küçükyapa Öz & Arısoy (Abuuşağı)

📍 Hacıbektaş

Hacı Bektaş Veli Türbesi, Hacı Bektaş Müzesi (Eşitlikçi ve insancıl bir düşünceye sahip mutasavvıf ve düşünür Hacı Bektaş Veli'nin 1248--1337 tarihleri arasında yaşadığı sanılıyor. Nişaburlu olan Hacı Bektaş Veli Horasan'da, Hoca Ahmet Yesevi ocağında felsefe, sosyal ve pozitif bilimler öğrenimi gördü. Daha sonra Anadolu'ya gelerek XIII. yüzyılda, bugünkü Hacıbektaş ilçesinde bir dergâh kurarak felsefesini yaymaya başladı. Dergâhın içinde yer aldığı külliye 1964 yılından bu yana müze olarak hizmet veriyor. Müzeyi ziyaret edenler, 1963'te aslına uygun olarak yeniden inşa edilen Taç Kapı, Sadrazam Halil Paşa'nın eşi Fatma Fikriye Hanım tarafından yaptırılan Üçler Çeşmesi, Aş Evi, Kızılca Halvet olarak anılan Çilehane, Pir Evi olarak anılan Hacı Bektaşi Veli Türbesi'ni görebilirler. Müzede ayrıca Bektaşi dergâhına ait günlük kullanım eşyaları, el yazmaları, hat örnekleri sergileniyor. Hacı Bektaş Veli Külliyesi,13.yüzyılda, Türk mutasavvıfı Hacı Bektaş Veli tarafından kurulmuş, eklemeler ve onarımlarla bugünkü şeklini almıştır), Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi (Girişte beklemedik ve ücret ödemedik görevli zaten ücretsiz, güzel mimarisi olan mekanda iki bölüm bulunuyor bir kısımsa arkeoloji bölümü ve etnografya bölümünü de gezmeyi unutmayın), Balım Sultan Türbesi, Hacıbektaş Atatürk Evi (Mustafa Kemal Atatürk ve Temsilciler Heyeti Hacıbektaş'a geldiklerinde tarih 22 Aralık 1919 dur. Atatürk ve Heyeti o gün Cemalettin Çelebi Efendi'nin evinde (2000 yılında ziyarete açılan bugünkü Atatürk Evi Müzesi) misafir edilmişlerdir. Daha sonra Salih Niyazi Baba tarafından hazırlatılan öğle yemeği Dergahın Meydan Evi'nde küçük ve alçak masalarda yenilmiştir. Yemekten sonra türbe ve dergahı ayrıntılı bir şekilde gezdirmiştir. Ali Fuat Cebesoy, Hacıbektaş ile ilgili izlenimlerini 1953 yılında yayınlanan "Milli Mücadele Hatıraları" kitabında, şu şekilde aktarmıştır. "11-12 Aralık gecesini Hacıbektaş'ta Orta ve Şarki Anadolu'nun en tanınmış ve en sevilmiş şeyhlerinden Cemalettin Çelebi'nin nezdinde misafir olarak geçirmiştim. Hacı Bektaş Veli'nin kabrini ziyaret ettiğim sırada başta Niyazi Baba olmak üzere diğer babaları da görmüştüm. Birkaç ay eyyel Ankara Valisi Muhittin Paşa'nın burada çevirmek istediği entrikalar tamamen boşa çıkmış, Kırşehir halkı milli davaya sadakatini ispat etmişti. Kirşehir'den ayrılacağım sırada bizi fevkalade izaz ve ikram eden Cemalettin Çelebi bütün samimiyetle aynen şunları söylemişti: Paşam millibirliğe ve teşkilata elimden gelebilen bütün maddi ve manevi yardımı yapacağım. Çelebi sözünde sonuna kadar durmuştu." Ali Fuat Cebesoy, Atatürk ile Harp Okulu yıllarında sınf arkadaşı idi. Türkiye' nin işgali sırasında İzmit'ten Ankara'ya ilerleyen İngiliz birliklerine ateş açma emrini vererek şimdiki adı Alifuatpaşa tren istasyonu olan mahalde durdurması nedeniyle Türk Kurtuluş Savaşı'nı fiilen başlatan ilk komutan oldu ve savaş boyunca önemli görevler üstlendi. Moskova Büyükelçiliği görevini başarıyla yürüttü ve Türkiye'nin kuzeydoğu sınırlarını belirleyen Moskova Antlaşması'nı imzaladı. Milletvekili olarak başladığı siyasi yaşamında Türkiye'nin ilk muhalefet partisi olan Terakkiperver Cumhuriyet Firkası'nın kurucularından birisidir. 1931 yılında siyasete dönerek TBMM başkanlığı, bayındırlık bakanlığı ve ulaştırma bakanlığı yapmıştır), Bektaş Efendi Türbesi, Kadıncık Ana Türbesi, Hacıbektaş Yel değirmeni (Anadolunun tek yeldeğirmeni , üstelik kerpiçten . Canlandırmalar çok şirin . Çok güzel bir restorasyon yapılmış), Dedebağ Türbesi, Hacıbektaş Beştaşlar (Beştaşlar isimli bu bölgede 5 adet büyük taş yan yana yer alıyor. Bu taşların yakınında bir mesire alanı ve cemevi bulunmaktadır), Nilgün & Sırrı Bektaş Müzesi, At Kaya, Eski Cezaevi, Kulunç Kaya, Delikli Taş, Didar Ana Türbesi, Çilehane, Şahkulu Cemevi Dernek Dergah Vakfı, Kumtepe Gölü, Tümülüs (Karaburna), Karaburna Barajı

📍 Kozaklı

Termal kaplıcalarıyla meşhurdur.

📍 Ürgüp

Kilim ve Halısı, Nahıl, Tarhana Tatlısı, kabak çekirdği, Albostan buğdayı ve yapılan kek, Üçgüzeller( Çatalkaya Peri Bacaları), Aziz Georgios (Hıdırelllez) Kilisesi, Ürgüp Tarihi Kilerler, Esbelli Tarihi Açık Hava Mescidi, Kapadokya Etkinlik Alanı, Esbelli Cami1300, Esbelli Türbesi, Pancarcı Cami (Pancarcı Camii iki bağımsız birimden oluşmaktadır. Kapısı üzerindeki yeni levha H.1410 tarihini vermektedir. Yöresel düzgün kesme taştan inşa edilmiş yapının minare ve minberi yoktur. Kuzey güney doğrultusunda uzanan ve bugün kullanılan alt katın kapısı, hemen batısında yer alan kabaltıya açılmaktadır. İkinci bölüm ise sokaktan geçilen merdiven ile çıkılan kabaltı üzerindeki ikinci bölümdür. Alt kat, asıl harim bölümü; kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlı ve aynı doğrultuda altı takviye kemeri ile desteklenmiş sivri tonoz örtülüdür. Aynı özellikleri gösteren üst katta ise sivri tonoz yalnızca üç takviye kemeri ile desteklenmiştir. Üst birimin oturtulduğu kabaltı ise beş beton sivri kemer üzerine yerleştirilmiş kirişlemesi alttan kaplamalı tavan ile örtülmüştür), Medreseli Yahya Efendi Cami 1400 (1400 yılunda Defterdar Seyyid Yahya Efendi tarafından yaptırılmıştır. Yahya Efendi Medresesi , I. Dünya Savaşı yıllarına kadar ilim ve irfan yuvası olmaya, pekçok din ve ilim insanı yetiştirmeye devam etmiştir. 1940 yılında yeniden onarım ve düzenlemeyle hapishaneye çevrilmiş, bölgenin 500 yıllık tarihi medresesi, 29 yıl boyunca hükümlüleri konuk etmiştir. Ürgüp Cezaevi 1969 yılında boşaltılarak yeniden restore ve düzenleme ile 1970 yılında cami olarak hizmet vermeye  başlamıştır. Yahya Efendi Cami, halk arasında "Hapishane Camii" olarak anılmış ve öyle bilinmiştir. 1984 yılında ise Vakıflar Genel Müdürlüğü' nden alınan izinle yeniden restorasyon ve düzenleme geçirmiştir. İçeride bulunan 3 mezarda yapanlardan 1802 yılında vefat eden Hacı Kurra Hasan Efendi, 1793 yılına kadar müderrislik yapmıştır. Şeyh'ül Kurra Hasan Efendi, Konyali Hâdimî Hz. lerinin (1701 2762) talebesi ve mürididir. Talebeler Hasan Efendi yi kıskanırlarmış Konyalı hâdimî Hz.leri, bir gün dere kenarında talebelerini imtihan etmek üzere toplar ve onlara sırayla Kur'an okutur. Sıra kendisine gelen Hasan Efendi, besmele çekip Kuran-ı Kerim okumaya başlar. Ancak, önlerindeki derenin akan suyu aniden durur, geriye ve yanlara doğru akmaya ve taşmaya başlar. Herkes telaşlanır. Hádimi Hz.leri, Hasan Eendl"ye "Evladim sadekayı çek, su üzerimize geliyor" der. Hasan Efendi 'Sadekallahu'l-azim' dedikten sonra dere tekrar önceki gibi akmaya devam eder."), Ürgüp Büyükakten Yeraltı Evi Müzesi, Temenni Tepesi, Büyükakten Kültür Hanı, Ürgüp Kadı Kalesi, Kılıçarslan Gazi Türbesi, Ürgüp Şenlik Alanı, Hancıoğlu Konağı, Yer Gök Aşk Konağı, Ürgüp Hamam-Historical Turkish Bath (350 yıllık tarihi hamam), Tık Tık Kadın Emeği Lokantası (Hamamın arkasında), Hamleci Malikanesi-Konağı, Damsa Çayı, Gorgoli Vadisi, Damsa Barajı ve Gölü, Rum Kilisesi (Cemil), Keşlik Manastırı (Cemil), Taşkın Paşa Cami 16.yy. (Karamanlı Emirlerinden Taşkın Paşa tarafından XIV. Yüzyıl ortalarında inşa ettirilmiştir. Caminin portalinde yer alan kitabesi bugün yerinde olmadığından dolayı kesin tarihi belli olmayan cami, avlusunda bulunan 1342-1355 tarihlerini veren iki türbe kitabesine dayanarak XIV. Yüzyılın ortalarında yapıldığı kabul edilen bir Karamanoğlu yapısıdır. Karamanlı sanatının kendine has özelliklerini bünyesinde toplayan camii, günümüzde aslına uygun olarak ibadet amaçlı kullanılmaktadır. Cami, kümbet ve türbe bir avlu duvarı içinde yer almaktadır. Kesme taştan inşa edilen cami kareye yakın dikdörtgen planlıdır. Üç sahınlı caminin orijinal ahşap mihrabı ve minberi Ankara Etnografya Müzesi'nde saklanmaktadır. Ceviz ağacından kakma tekniğinde yapılan mihrap günümüze ulaşan tek ahşap mihrap örneği olmasından dolayı önemlidir. Günümüzdeki mihrap sade ve beş kenarlı bir niş şeklindedir. Caminin doğusunda yer alan kümbetin banisi bilinmemekte ancak Taşkın Paşa olabileceği ileri sürülmektedir. Kesme taştan iki katlı olarak inşa edilen kümbet içten sekizgen kasnakla geçilmiş kubbeli, dıştan piramidal külahlıdır. Hızır Bey Türbesi caminin kuzeydoğusundadır. Türbenin kitabesi olmamakla birlikte içinde yer alan sandukalardaki tarihlere dayanılarak 1350-1355 yıllarında yaptırıldığı söylenmektedir. Oturtmalık üzerinde bulunan altıgen planlı yapı altı ayağın sivri kemerlerle birbirine bağlanmasıyla inşa edilmiş açık bir türbedir. Türbenin içinde üç mermer sanduka mevcuttur. Sandukaların Emir Hızır Bey, oğlu İlyas Bey ve torunu Hasan Bey'e ait olduğu kabul edilmektedir), Ürgüp Festival Alanı, Pancarlık Kilisesi, Sarıca Kilisesi, Ortahisar Kalesi, İshak Kalesi (Ortahisar), Karşıbağ Şapeli, Ortahisar Panorama, Saint Nina Kilisesi, Ortahisar Evi, Hallach Manastırı, Derviş Evi, Sarvan Camel Safari, Aynalı Kilise (Ortahisar), Kızıl Vadi Park (Ortahisar), Kızılçukur Ücretsiz Kamp Alanı, Kızıl Vadi Kamp ve Yürüyüş Alanı, Panoramik Manzara Noktası, Günbatımı Manzara Noktası, Kızılvadi Fotoğraf noktası, Kapadokya Ulusal Parkı, Göreme Milli Parkı (Ortahisar), Karabulut Kilisesi (Ortahisar-Tekelli), Ky Şarap Mahzeni, Balkan Deresi Doğa Koruma Alanı, Kilise, Babayan Seyir Tepesi, Tavşanlı Kilise, Beydere Vadisi (Mustafapaşa), Mustafapaşa Ulu Camii Kebir 1601 (Kitabesinde yer alan bilgiye göre 1601 yılında inşa edilmiş, Niğde Sancağı Merkez Kasabası Asar--ı Atika Defteri'nde El-Hac İbrahim tarafından yaptırıldığı kayıtlıdır. Yığma tekniğiyle inşa edilmiş olup kırma çatılı ve dikdörtgen planlıdır. Harim, sivri beşik tonozla örtülü iki sahından meydana gelirken, doğu yönünde beşik tonozlu bir kışlık mekân bulunmaktadır. Mermerden yapılmış mihrap ve taş minber dikkat çeker. Özgün köşk minareye dışarıdan dik bir merdivenle çıkılmakta olup, dört sütun üzerine oturan sivri kemerlerle çevrili dairesel bir üst örtüye sahiptir. Bunun üzerinde, yan duran hilal alemiyle taçlanan altıgen kübik külah yer almaktadır. Bu tür minareler, minbere benzerlikleri dolayısıyla "minber minare" olarak da adlandırılır ve Kapadokya bölgesinde özellikle 19. yüzyılda inşa edilen birçok camide örneklerine rastlanır. Köy Tarihi Eskiden Sinasos olan Mustafapaşa'nın günümüzdeki adının Serafim Rizos'un bir el yazmasından öğrenildiğine göre, bir dönem köyü ziyaret eden Seyyid Mustafa Paşa köyde çok güzel ağırlanır. Köyden ayrılırken köylüye kendisinden ne istediğini sormasının üzerine köylü, suya ihtiyaçları olduğunu ifade eder. Çeşmeler yaptırarak köyün su sorununu büyük ölçüde çözdüğü anlaşılmaktadır. Köyde paşanın ismine rastladığımız iki kitabe bulunmaktadır. Bunlardan biri, orijinalinde Camii Cebir Camii'nin hemen önünde yer alan "Seyyid Mustafa Çeşmesi"dir. Diğeri ise, Zafer Caddesi'nden Yukarı Mevkii'ye giden yol üzerindeki Sipahi Camii'nin karşısındaki çeşmedir. Her iki çeşmenin de yapılış yılı 1804'tür ve orijinal mermer kitabede paşanın ismi anılmaktadır. Ölüm yılı 1813 olan (Hicri 1228) ve sadrazama vekillik eden bir vezir ve kaymakamdır. Sarayda nişancı olarak da görev yapmıştır. 1924'teki nüfus mübadelesine kadar Ortodoks Rumlarının yaşadığı ve 700'e yakın taş konağın olduğu bir köydür. Köyün sakinleri ise o dönemde şarap ve tıbbi ürünler satan varlıklı tüccar Rumlardır. Mübadeleyle köyün sakinleri Yunanistan'a gönderilip yerine Türk nüfus yerleştirilmiştir. Taş işçiliğini sanatsal bir mimariye dönüştüren Sinasos mimarları, bölgede anlatılan bir rivayete göre Mardin'den ve Suriye sınırından gelmişlerdir. Yönetim açısından Sinasos'un basit bir kasaba meclisi vardı. Bağlı olduğu yerler Ürgüp Kaymakamlığı ve Konya Valiliği idi. Kilise açısından da Kapadokya'nın eski başkenti Kayseri Metropolü'ne bağlıydı. Kasaba halkı Türk ve Rumlardan oluşmaktaydı. Tarih boyunca iç içe yaşamaları ve iki toplumu birbirine bağlayan ortak yanlarının oldukça fazla olması nedeniyle dostluk ilişkileri gelişmişti. 1800'lü yıllarda Kapadokya bölgesinin büyük bir kültür, ticaret ve alışveriş merkezi olduğu söylenmektedir. Çevre ilçelerden ve köylerden gelen satıcılar getirdikleri malları pazarda satmadan ayrılmıyor, malını satamayan tüccarların malını ise kasabada yaşayan Rum zenginleri satın alarak ticari memnuniyet sağlıyordu), Konstantin-Eleni Kilisesi, Marika Konağı, Mustafapaşa Köy ve Konuk Odası, Mehmet Şakir Paşa Medresesi (Kitabesine göre 1899 yılında Mısırlı Mehmet Şakir Paşa tarafından inşa ettirilmiştir. İki katlı olarak kurgulanan, asimetrik ve açık avlulu plan şemasına sahiptir. Doğu ve batı yönleri arasında belirgin kot farkı bulunduğundan medrese kademeli bir düzenle inşa edilmiştir. Batı cephesinde yer alan anıtsal portalden açık avluya geçilmekte, avlu ise kuzey ve doğu cephe boyunca uzanan altı kemerli revakla çevrilmektedir. Bu revakların gerisinde medrese odaları sıralanır. En dikkat çekici unsuru, dönemin mimarîsinde nadir görülen bir ihtişama sahip olan taç kapısıdır. Bölgedeki taş oyma ustalığının zirvesi niteliğindeki bu kapı, bitkisel kabartma motifleriyle bezenmiş çift kanatlı ahşap kapının etrafında kademeli kemerler, sütunceler ve yoğun bir süsleme programıyla dikkat çeker. Duvar yüzeyleri geometrik ve bitkisel kabartmalarla işlenmiş, kitabe ise bağımsız bir estetik öğe gibi ele alınarak süsleme bütünlüğü içerisine yerleştirilmiştir. Portaldeki kemerlerden birinin dayandığı, korint tarzı başlıklara sahip sütunceler hem estetik hem de işlevsel bir özellik taşır. Döner formlu olmaları, yapının dengesine ve sağlamlığına ilişkin önemli ipuçları sunar. Plan bakımından 16. yüzyıl medreselerinin düzenini izleyen yapı, süsleme açısından 19. yüzyılın barok ve rokoko etkilerini yansıtır. Selçuklu ve Beylikler devrindeki görkemli bezeme anlayışı burada yeniden yorumlanmış, ancak formlarda dönemin karakteristik üslubu öne çıkmıştır. Genel süsleme programı taç kapı dışında sadelik göstermekte, ön cephedeki mermere işlenmiş Osmanlı tuğrası ise 20. yüzyılın erken dönem tuğralarıyla benzerlik arz etmektedir. Zamanla farklı işlevlere uyarlanmış olan medrese, konak, askerî birlik ve halı mağazası olarak kullanılmıştır. Günümüzde ise Kapadokya Üniversitesi'nin eğitim binası olarak hizmet vermekte, böylece kuruluş amacına uygun biçimde eğitim işlevini sürdürmektedir-Davutlu-Mustafapaşa), Mehmet İnce Konağı (Mustafapaşa),Topakoğlu Konağı, Beyaz Konak, Özbay Konağı, Pingopulos Konağı, Karaağaç Destanı, Cansever Konağı, Cankurt Konağı, Başoğlu Konağı, Aios Vasilios Kilisesi, Aziz Nikolas Manastırı (Mustafapaşa), Kapadokya Sanat ve Tarih Müzesi/Kitre Bebek Müzesi (Eskiden bir konak, artık butik otel ve restoran olan tarihi mekanda geleneksel kıyafetli oyuncak bebekler teşhir edilir), Üzengi Vadisi, Güvercinlik Uçurumu (Mustafapaşa), St. Basil Kilisesi (Mustafapaya), Tarihi Kilise, Manastır Vadisi Açık Hava Müzesi (Davutlu-Mustafapaşa), St. John the Baptist Kilisesi (Mustafapaşa), Sinasos Kilisesi (Davutlu-Mustafapaşa), St. Basil Kilisesi, Tarihi Kilise, Kapadokya Panorama (Mustafapaşa), Gomeda Vadisi (İbrahimpaşa), Gomeda Vadisi, Sırlı Petek Arıcılık, Kırmızı Erik Kurusu Çiftliği (Bahçeli), Ala Kilise (Bahçeli), Mazı Yeraltı Şehri (Mazı Temelli MahallesiÜrgüp Erhan Ayata Güzel Atlar Sergisi-Müze Cafe, Vefa Küçük Parkı, Dikili Turuncu Kaya, Kalpaklı Kaya (Bahçelievler), Dervent Vadisi (Aktepe), Dervent Bakı Noktası-Manzara Seyir Noktası, Deve Peri Bacası (Aktepe), Meskendir Vadisi, Balkan Deresi

🍽️ GALATA NEW GALAPERA RESTAURANT

Galata Köprüsü Altı, İstanbul

⭐ Google'da Yorum Yap
InstagramLinkedInPinterestTikTokX (Twitter)YouTube